“Benim olacak Batı yarımküre. Binicem üstüne, vurucam kırbacı, vurucam kırbacı…”
Zorbalığı önemli bir erdem olarak kabul eden, başka bir ülkenin liderini kaçırmakla övünen, eskinin açıkgöz emlakçısı şimdiki ABD Başkanı Donald Trump’ı bugünlerde hep bunu söylerken hayal ediyorum.
Elimde değil, gözümün önünden gitmiyor o sahne. Benim yaşlarımdakilerin ve hatta şimdiki gençlerin bir kısmının da bildiği Yeşilcam’ın kült filmlerinden Öksüzler’deki meşhur sahneden söz ediyorum.
Hani sokakta yaşayan çocukların biricik arkadaşı Fıstık adındaki eşek açık artırmada satılırken, şımarık ve zengin bir çocuk bu repliği söyler ya…
İşte o sahne…
Aslında çok da hayal ediyorum sayılmaz, zira Trump ABD başkanlık koltuğuna ikinci kez otururken göreve başlama konuşmasında da, geçen yılın sonunda yayınladığı yeni ulusal güvenlik strateji belgesinde de, Venezuela Devlet Başkanı Maduro’yu kaçırttığında da bunu açık açık söylemişti:
“Batı yarımküre benim olacak ve istediğim gibi sömüreceğim.”
İşte bu, “Batı yarımküre benim olacak” söyleminin adına siyaset bilimi teorisinde Monroe Doktrini diyorlar.
Bu doktrinin hayatımızı nasıl etkilediğine geçmeden önce bir şeyi netliğe kavuşturmakta fayda var.
