ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a karşı başlattığı savaşın etkileri şimdiden sınırları hatta bölgeleri aştı. Artık küresel sorunlarla karşı karşıyayız.
Petrol fiyatları hızla artıyor. Savaş öncesi 72 dolar olan bir varil petrol fiyatı, yüzde 60’a yakın artışla 110 doları da geçti.
Gerçi Trump’ın son yaptığı “İran'ın enerji altyapısına yönelik planlanan tüm saldırıları beş gün süreyle ertelediği” açıklamasından sonra fiyatlar 100 doların altına geriledi ama bunun ne kadar süreceği belirsiz.
Fiyatların artışında en çok İran’ın Hürmüz Boğazı’ndan geçişleri fiili olarak engellemesi, böylece Körfez ülkelerinin petrolü piyasaya sürmekte yaşadığı sıkıntılar etkili oldu. Ama bunun yanı sıra ABD’nin İran’ın petrol dağıtım merkezi Hark Adası’na yaptığı saldırılar ve İran’ın Körfez’deki bazı petrol üretim hedeflerine yönelik misillemesi de fiyat artışının sebeplerinden.

Küresel kıtlık riski
Aynı kritik durum gübrede de var. Azotlu gübre, tarımın en kritik girdilerinden biri. Gerekli ürenin hammaddesi de doğalgaz.
Küresel olarak her yıl yaklaşık 180 milyon ton azotlu gübre tüketiliyor. Bunun için gerekli ürenin yaklaşık 55-60 milyon tonu, her yıl uluslararası deniz ticaretinden geçiyor. Ortadoğu’dan ihraç edilen üre bu işlem hacminin yaklaşık yüzde 40-50'sini oluşturuyor. Bu ihracatın da neredeyse tamamı Hürmüz Boğazı'ndan geçiyor. Gübre piyasasındaki sıkıntının küresel kıtlık riski oluşturacak boyutlara gelmesinden endişe ediliyor.
Birçok farklı ürünün de hammaddesi petrol. Bunda deterjanı da sayabilirsiniz, boyayı da, her türlü ambalajı da, otomotiv sektöründeki çeşitli parçaları da, tekstil sektöründeki ürünleri de...
Uluslararası Enerji Ajansı, geçen günlerde kritik bir karar aldı. Ortadoğu'daki savaşın neden olduğu arz şoklarını hafifletmek ve fiyat artışlarını kontrol altına almak için acil durum petrol rezervlerinden rekor düzeyde 400 milyon varil petrol salacağını duyurdu. Ama bu da fiyatları dizginlemiş değil.
Akaryakıt satışına ilk kısıtlama haberi de Slovenya’dan geldi. Bireysel tüketicilere günde en fazla 50 litre akaryakıt sınırı getirildi. Ticari faaliyet yürüten tüzel kişiler ve çiftçiler için de sınır günlük 200 litre.

Savaş bitse de krizin etkileri sürecek
Uluslararası Enerji Ajansı İcra Direktörü Fatih Birol, savaş nedeniyle dokuz ülkedeki 40'tan fazla enerji tesisinin "ciddi veya çok ciddi" hasar gördüğünü açıkladı. Bu da savaş sona erse bile küresel tedarik zincirlerindeki aksamaların uzayacağını gösteriyor.
Ajans zaten bir kriz sonucu kurulmuştu, o da 1973 petrol krizi. O dönem Yom Kippur savaşı ile tetiklenen kriz, petrol arzıyla tüketimin uç uca geldiği bir noktada meydana gelmiş, tüm dünyada depolar boş kalmıştı. Daha bu krizin etkileri tam silinmeden de 1979 İran Devrimi sırasında yeni bir kriz başlamıştı.
Fatih Birol, mevcut tabloyu 1970’li yıllardaki petrol krizleri ve Rusya’nın 2022’de Ukrayna’yı işgalinin ardından yaşanan enerji dalgalanmalarıyla karşılaştırıp bugünkü durum için şu tespiti yaptı: “Bu kriz, şu an itibarıyla iki petrol krizi ile bir gaz çöküşünün birleşimi.”

Evde, işte, yolda değişiklik önerileri
Uluslararası Enerji Ajansı İcra Direktörü Fatih Birol, küresel ekonominin bugün çok büyük bir tehdit ile karşı karşıya olduğunu belirterek, “Bu kriz bu yönde devam ederse hiçbir ülke etkilerinden muaf olmayacak. Bu nedenle küresel ölçekte ortak çabalara ihtiyaç var.” dedi. Ajans, petrol tüketimini azaltmak için ülkelere yönelik öneriler getirdi. Bu 10 maddelik öneri listesi, günlük hayatımızı da tüketim alışkanlıklarımızı da etkileyebilecek nitelikte. Başlıklar şöyle:
Mümkünse evden çalışın: İşe gidip gelmek için kullanılan petrol tüketimini azaltın.
Otoyol hız sınırlarını 10 km düşürün: Daha yavaş hız yakıt tüketiminde tasarruf sağlar.
Toplu taşımayı teşvik edin: Özel araçtan, otobüs ve trene geçiş petrole talebi azaltır.
Trafiğe dönüşümlü çıkış: Özel araçların trafiğe çıkış günlerini, örneğin tek-çift plaka gibi uygulamalarla sınırlayın.
Paylaşımlı araca geçiş: Trafikteki araç sayısının azalmasını sağlar.
Ticari araç ve taşımacılıkta verimli sürüş: Daha iyi sürüş uygulamaları ve bakım öneriliyor.
LPG’li araçlara son: LPG’nin daha çok mutfak ve diğer alanlarda kullanılması hedefleniyor.
Alternatif varsa hava yolculuğundan kaçının: Özellikle iş amaçlı uçuşların kısıtlanması böylece jet yakıtları üzerindeki baskının azaltılması amaçlanıyor.
Yemek pişirme yöntemini değiştirin: Ocakların elektriğe geçmesinin, LPG bağımlılığını azaltabileceği öngörülüyor.
Petrokimya maddelerinde esneklikten yararlanın: Operasyonel iyileştirmeler yapılması isteniyor.

Geçmişteki krizlerden ne miras kaldı?
Bu öneriler kağıt üstünde mi kalacak, yok hayata geçecek mi? Bu sorunun cevabını görmek için aslında geçmişteki krizlerden sonra ne olduğuna bakmak lazım. Covid-19 salgınından sonra yaşadıklarımızı hatırlıyoruz. Salgının eve kapanmalar, uzaktan çalışmalar, enflasyon, tedarik zincirlerindeki değişim, uzaktan alışveriş gibi birçok etkisi oldu. Bunların çoğu da devam ediyor.
1973’teki petrol krizi de beraberinde birçok değişiklik getirdi. Bazıları kısa vadeli oldu, bazıları kalıcı dönüşümlerle sonuçlandı.
Örneğin o dönem ABD ve Avrupa’da “arabasız günler” ilan edildi. Pazar günleri araç kullanımı yasaklandı. Gerçi bu çok kısa vadeli bir önlemdi.

Büyük ve çok yakan araçlar gözden düştü; daha küçük, ekonomik arabalar popülerleşti. Daha az yakan Japon otomobillerinin piyasada yükselişi bu dönemde oldu. Bazı ülkelerde hız limitleri düşürüldü. Çünkü daha düşük hız, daha az akaryakıt tüketimi demekti. Toplu taşımanın artırılması da yine bu dönemde oldu.
Enerji tasarrufu kavramı ilk kez geniş kitlelere ulaştı, bu da beraberinde yalıtım için arayışlar ve çözümler getirdi. Isıtılması kolay daha küçük evler daha çok tercih edilir oldu. Alternatif enerji kaynaklarına yönelme de petrol krizinin ardından geldi. Nükleer enerji, güneş ve rüzgar gibi kaynaklara ilgi arttı.

Yani 1973 petrol krizi, insanların nasıl araba kullandığını, evlerini nasıl ısıttığını, ne kadar tükettiğini değiştirdi. Hatta uzaktan çalışma konusu bile tartışıldı, tabii o zamanlar internet gibi bir imkan yoktu. Ama bazı ülkelerde çalışma saatleri enerji kullanımına göre yeniden düzenlendi.
Birçok ülke de stratejik petrol rezervleri oluşturdu.
Şimdi ne olacak?
Ortadoğu’daki savaş yine bir krizi tetiklemiş durumda. Kısa vadede fiyat artışları ve enflasyonla etkisini zaten yaşıyoruz ama uzun vadede nelerin değişeceğini göreceğiz. Uluslararası Enerji Ajansı’nın önerileri belki de gelecek dönem için ipucu olabilir.

