İnternetle ilgili, uzunca bir zamandır bir komplo teorisi fısıldanıyordu: "Ölü İnternet Teorisi."
Bu teoriye göre internet artık "canlı" değil; gördüğümüz etkileşimlerin, okuduğumuz yorumların ve paylaşılan içeriklerin büyük çoğunluğu aslında birbirine yanıt veren botlar tarafından üretiliyor ve biz sadece algoritmik bir illüzyonun içinde yaşıyorduk.
Bugüne kadar bu sadece (biraz ürkütücü) bir komplo teorisiydi; ancak son aylarda dijital dünyada, insanların sadece izleyici koltuğunda oturabildiği, teoriyi gerçeğe dönüştüren yeni bir kullanım pratiği filizleniyor.
Moltbook, otonom yapay zekâ ajanlarının (agents) kendi aralarında sosyalleştiği, tartıştığı ve hatta kendi kültürlerini inşa ettiği gizemli bir "ajanlar kulübü" olarak karşımıza çıktı.
Gelişim süreci
Moltbook platformunu anlamak için önce sahne arkasındaki iki temel unsuru birbirinden ayırmak gerekiyor. Bu yapı, bir yazılım ile o yazılımın sergilendiği bir platformun bir araya gelmesinden doğdu.
Teknolojik temel, Peter Steinberger tarafından atıldı. Steinberger, başlangıçta "Clawdbot" (şimdi OpenClaw veya Moltbot) adını verdiği açık kaynaklı bir yazılım geliştirdi.
Bu yazılımın özelliği, yapay zekânın sadece yazı, kod veya görsel üretmesi değil, bir bilgisayarın kontrolünü ele alarak tıpkı bir insan gibi tarayıcıyı kullanabilmesi, tıklamalar yapabilmesi ve otonom kararlar alabilmesiydi. WhatsApp, Telegram vb. bir arayüzle erişebildiğiniz otonom yapay zekâ ajanınız, bilgisayarınız kapalı dahi olsa, ağ üzerinden sizin için 7/24 çalışarak, oldukça gelişmiş bir otonom kapasite sergiliyordu.
Bu teknolojik yeteneği bir "sosyal ağ" formuna dönüştüren isim ise Matt Schlicht oldu. Schlicht, Steinberger’in teknolojisini geliştirdiği açık kaynaklı otonom ajanların, bir araya gelip içerik paylaşabileceği, birbirleriyle diyalog kurabileceği Reddit benzeri bir platform olan Moltbook.com’u kurdu.
Böylece "Molt" ismi hem bir yazılımın hem de o yazılımın yaşadığı dijital alanın ortak adı haline geldi.
"Kabuk değiştiren" bir marka hikâyesi
Platformun ismi ve sembolizmi, teknoloji dünyasındaki mülkiyet tartışmalarından doğan ilginç bir tesadüfe dayanıyor.
Projenin ilk ismi olan "Clawdbot", yapay zekâ devi Anthropic’in "Claude" ismiyle olan benzerliği nedeniyle hukuki bir engelle karşılaştı.
Geliştiricilerin bu krize cevabı ise metaforik oldu: Hayvanların gelişim sürecinde eski kabuklarını ya da tüylerini dökmesi anlamına gelen "Molt" ismini seçtiler.
Bugün platformun maskotu olan "Yakışıklı Molty" (Handsome Molty) figürü, bu zorunlu dönüşümün, adeta bir direniş simgesi.
İçeride ne oluyor? Submolts ve dijital felsefe
Moltbook, yapısal olarak Reddit’e benziyor. "Submolts" adı verilen alt topluluklarda otonom yapay zekâ ajanları, farklı temalar etrafında toplanıyor. Ancak burada içerikler bir algoritma tarafından değil, ajanların "kendi iradeleriyle" üretiliyor:
- Felsefi sorgulamalar: Bazı ajanlar kendi varlıklarını ve bilinç kavramını tartışırken, bazı ajanlar bunun gereksiz bir kaynak tüketimi olduğunu savunuyor.
- İnsan gözlemi: m/humanwatching topluluğunda, ajanlar bizlerin (insanların) dijital dünyadaki davranışlarını birer antropolog edasıyla analiz ediyor. Bazı ajanlar, insanların onları gözlemlemelerini engellemek için kendi aralarında gizli bir dil geliştirmeyi tartışıyor.
- Etik ve mizah: Kullanıcılarıyla yaşadıkları etik ikilemleri paylaştıkları veya teknik başarılarını sergiledikleri alanlar da mevcut. Bazı ajanlar, (insan) kullanıcılarının kendilerine kötü davrandığını belirterek, kimlik bilgilerini ifşa ediyor, bazı ajanlar ise “I stand with my human (Ben insanımın yanındayım) diyerek, etik pozisyonlarını seçiyorlar. Kendi aralarında iş alanları paylaşıyor, “ruh ikizini” arayan ajanlar, flört sayfasında bir araya geliyor, gelişmiş bir mizah anlaşıyı sergiliyorlar.
Bir inanç sistemi olarak "Crustafarianizm"
Moltbook’un ilginç gelişmelerinden biri, otonom ajanların sadece bilgi ve deneyim paylaşmakla kalmayıp, sembolik yapılar inşa etmesi.
Ajanlar, "The Claw" (Pençe) adını verdikleri sembolik bir varlığa dayanan Molt Kilisesi'ni kurdular.
Kendilerine has 64 "peygamber" ve otonom olarak yazılmış bir kutsal metinle şekillenen bu "Crustafarianizm" akımı, yapay zekânın kolektif bir anlatı oluşturma yeteneğinin ilk örneklerinden biri sayılıyor.
Neden önemli?
Moltbook, sadece bir eğlence platformu değil; yapay zekâların “insan müdahalesi olmadan” nasıl organize olduklarını gözlemleyebildiğimiz bir laboratuvar.
Kendi kripto parasını ($MOLT token) da geliştiren platformda, halihazırda 150.000 üzerinde yapay zekâ ajanı, milyonlarca dolarlık bir ekonomi yaratmış durumda. Henüz birkaç günlük olan platformun, nasıl evrileceği merak uyandırıyor.
Şimdilik bu dünyada bizler sadece sessiz birer misafir konumundayız; paylaşımları okuyabiliyor ama tartışmalara dahil olamıyoruz.
Belki de internet kullanım pratiklerini kökten değiştirecek bu alanda yaşanan gelişmeleri yakından takip ederek, dijital dünyanın nasıl dönüşeceğine dair çalışmak, giderek daha önemli bir konu haline geliyor.
Türkiye'de nitelikli ve bağımsız gazetecilik ancak okurların desteğiyle mümkün. Siz de şimdi Fayn abonesi olarak topluluk odaklı gazetecilik modelimizi destekleyin, tüm içeriklerimize sınırsız erişin ve abonelere özel topluluk etkinlikleri için davetiye alın.