Bazen unutuyoruz ama insan sadece etrafında olup bitene katlanarak, zorluklarla mücadele ederek ve razı olmaya kendini ikna etmeye çalışarak yaşamıyor; neşeye, coşkuya da muhtaç. 

İçimizi hafifleten o anlar, hayatın yükünü inkâr etmiyor; onu taşınabilir kılıyor ve değiştirilmesi gerekeni değiştirmek için güç toplamasına yardımcı oluyor.

İşte tam da bu yüzden, bayramlar ve baharın gelişi bu duyguları çoğaltmak için eşsiz fırsatlar.

Böyle bir fırsatın eşiğindeyiz. Fayn diyor ki: Hadi bu fırsatı değerlendirelim.

Zira dünya yine zor bir dönemden geçiyor. Yanı başımızda savaş var. Krizler derinleşiyor, eşitsizlik büyüyor. Belirsizlik ve yalnızlık çağında yükümüz artıyor. Bazen olup bitenlerin ağırlığı, insanın içini susturacak kadar ağır geliyor.

Ama tam da böyle zamanlarda, bayramlar sadece bir takvim günü olmaktan çıkıyor. Üstelik yaklaşan bahar; açan çiçekler, ısınan hava ile hayatın döngüsünü, neşeye ve coşkuya olan ihtiyacımızı yeniden hatırlatıyor.

Birbirimizi hatırlamanın, ses vermenin, kapı çalmanın anlamı yeniden büyüyor. Belki uzun zamandır aramadığımız birini aramak, belki aynı sofrada yeniden yan yana gelmek, belki de sadece “buradayım” demek… Küçük görünen bu anlar, aslında hayatın en büyük direncini kuruyor.

Çünkü neşe dediğimiz şey sadece bireysel bir his değil; paylaştıkça çoğalan, yayıldıkça güçlenen bir imkân. Coşku ise olan biteni görmezden gelmek değil, tüm ağırlığına rağmen hayata temas etmeye devam etme cesareti. Tam da bu yüzden bayramlar bize sadece dinlenmeyi değil; yeniden bağ kurmayı, hissetmeyi ve umut etmeyi hatırlatıyor.

Fayn diyor ki: Bu bayram, kendimize ve birbirimize biraz daha yaklaşalım. Yükü birlikte hafifletmenin yollarını arayalım. Neşeyi ertelemeyelim, coşkuyu küçümsemeyelim.

Çünkü dünya zor olabilir. Ama insanın birbirine iyi gelme ihtimali hâlâ en güçlü ihtimal.

Fayn, bayramdan sonra da okurlarını ve takipçilerini dünya ve ülke gündemi hakkında bilgilendirmeye, derinlikli perspektifler sunmaya devam edecek. Ama neşeyi ve coşkuyu da ihmal etmeden… 

Yeni eğilimlerden, gündemde yer bulamayan sanattan, dayanışmadan ve ilham veren insan hikâyelerinden söz etmeyi sürdürecek. 

Bunu, her zaman olduğu gibi, topluluğuyla göz hizasında bir ilişki kurarak; ne düşünmeleri gerektiğini söyleyerek değil, düşünmeleri ve hayata katılmaları için ihtiyaç duydukları bilgiyi sunarak yapacak.

Fayn’ın bu yaklaşımının gücü, neşesi ve coşkusu topluluğu büyüdükçe büyüyor. Bu bayramın neşesini ve baharın kıpırtısını yaşarken, Fayn’a abone olmayı ve onu dostlarınıza önermeyi hatırlatmak isteriz.

Uzakta olanları yakın hissettiğimiz, yalnız olmadığımızı yeniden fark ettiğimiz, baharın tazeliğini hayatlarımıza kattığımız bir bayram olsun.

FAYN'A ABONE OLUN

Fayn’ın özgün haber dosyaları, araştırmaları ve görüş yazılarını okurlar mümkün kılıyor. Bizler işimizi severek ve layıkıyla yapmaya çalışıyoruz. Ancak sizler ücretli aboneliğe gönüllü olursanız sürdürebiliriz. Çünkü bağımsız yayıncılık bunu gerektirir. İkna olduysanız detaylar için sizi şuraya alalım.

Savaşın yönü

ABD ve İsrail’in İran’a açtığı savaş yoğunluğunu kaybetse de derinlik kazanıyor ve karmaşıklaşıyor. Savaşa ilişkin analizler de öyle. Fayn bu analizleri ayıkladı, güvenilir farklı kaynakları taradı. Süzgeçten geçirdiği tabloyu sunmaya devam ediyor. İşte savaşın üçüncü haftası.

İran: Savaşın üçüncü haftasında ne oldu?
ABD ve İsrail’in İran’a açtığı savaş yoğunluğunu kaybetse de derinlik kazanıyor ve karmaşıklaşıyor. Savaşa ilişkin analizler de öyle. Fayn bu analizleri ayıkladı, güvenilir farklı kaynakları taradı. Süzgeçten geçirdiği tabloyu sunmaya devam ediyor. İşte savaşın üçüncü haftası.

Bir silah olarak petrol

1973 sonbaharı dünya tarihinin en büyük petrol krizinin başlamasına sahne oldu. Krizi tetikleyen Dördüncü Arap-İsrail Savaşı ya da başka bir ifadeyle Yom Kippur Savaşı’ydı. Etkileri büyük oldu. İran'ın, ABD ve İsrail'in saldırılarına karşılık Hürmüz Boğazı'nı kapatması ile petrol fiyatlarında yaşanan artışın akıllara getirdiği krize yakından baktık.

Petrolün ‘silah’ olduğu yıl: 1973 Petrol Krizi
ABD ve İsrail’in İran’a karşı başlattığı savaş petrol fiyatlarında sıçramaya sebep oldu. İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatması ve misilleme saldırıları derin ve küresel bir petrol krizi endişesi yaratıyor. Bu da akıllara 1973’te, petrol fiyatlarının bir anda 4 kat yükseldiği krizi getiriyor.

Ankara’nın savaş hazırlıkları

Sağımız, solumuz, önümüz, arkamız savaş. Avrupa’da konuşulanlara, Turuncu Reis’in zihin yapısına ve diğer parametrelere bakınca yenilerinin de çok uzakta olmadığını söyleyebiliriz. Peki herkesin başının çaresine baktığı günümüz dünyasında Ankara olası bir savaşa nasıl hazırlanıyor? Duyduğumuz ve duymadığımız önlemler neler? Ankara Muhabiri yazdı.

Türkiye’nin duyulduk, duyulmadık savaş tedbirleri
İran, ABD ve İsrail savaşırken dünya başının çaresine bakıyor. Peki Türkiye ne yapıyor? Daha önce yaşadığı krizlerden çıkardığı derslerle ticaretten göçe, savunmadan ulaştırmaya hangi görünür görünmez önlemleri alıyor? Fayn Ankara muhabiri derledi.

Asrın bir şeyi ama neyi?

Sekiz dakika süren ilk günkü duruşma, mahkeme salonunda yeni sınırlamalar, olaysız ikinci gün, dört sanığın dikkat çeken ifadeleri ve İmamoğlu’nun söz almasıyla başlayan, tansiyonun düştüğü üçüncü gün… Fayn davada bu hafta yaşananları toparladı.