Merhaba

Fayn Haftalık bu hafta İmamoğlu davasında yaşananları, artık var olmayan yargı sistemimizin geri dönme ihtimalini, İran’da yeniden dağıtılan kartları, küt diye biten Halkbank davasını, Abdullah Çatlı’nın Vedat İnceefe tarafından canlandırılmayan yüzünü ve Ağrı’da pembe montuyla dans eden minik yıldızı gündemine aldı.

Hazırsanız başlayalım.

Mülkün yeni temeli medya ablukası

Cumhuriyet tarihinin en büyük davalarından biri ama ne gören var ne duyan. Ekrem İmamoğlu’nun yargılandığı dava abluka altında devam ediyor. Medyada görülmüyor. Görüntü alınamıyor. Lafı yapılamıyor. Fayn ilk haftada yaşananları derledi.

İmamoğlu davasında ilk hafta: Neler yaşandı?
Söz hakkı krizi, jandarmanın müdahalesi, polemikler… Ekrem İmamoğlu ve 106 kişinin tutuklu yargılandığı davanın ilk haftası yüksek tansiyonlu geçti. Ara kararın nisan sonunda verilmesi öngörülüyor. Siyasi ve hukuki mücadele alanına dönen duruşmaların ilk haftasında olup bitenleri derledik.

Nereye varacak bu yargısızlık?

Silivri’de kurulan mahkeme salonunda yaşananları makul bir çerçevede izah etmek de kavramak da artık kolay değil. Kaldı ki yaşananlar bu dava özelinde iyice abartılı bir hale gelse de Türkiye’de artık mahkeme kararlarının ve adil yargılama kurallarının geçmediği ilk kez göze sokulmuyor. Yaşananları ve Türkiye yargısının muhtemel geleceğini anlamak için İstanbul Barosu Başkanı ve anayasa hukukçusu Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu ile konuştuk.

İbrahim Kaboğlu: “Yargı, demokratik siyaseti bitirmenin aracı haline getirildi”
İstanbul Barosu Başkanı ve anayasa hukukçusu Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu’na göre Türkiye’de bugün yaşadığımız hukuksuzluğun temelinde 2017 yılında iktidarın kişiselleştirilmesi var. Bu durumun değişmesi içinse çözüm sadece iktidar değişikliği değil, siyasal sorumluluğun da yeniden inşa edilmesi.

İkinci haftada kartlar yeniden dağılıyor

İsrail ve ABD’nin İran’a açtığı savaşın çabuk biteceği öne sürülüyordu. Öyle olmadı. Bitmek şöyle dursun, derinleşerek yayılma ve bir dayanıklılık rekabetine dönüşme ihtimali ortaya çıktı. Başta yapılan büyük analizler de çöktü. Fayn, gerçek uzmanları ve onların tartışmalarını takip etti. Okurları için derledi. 

İran: Savaşın ikinci haftasında ne oldu?
İsrail ve ABD’nin İran’a açtığı savaşın, bitmek şöyle dursun, derinleşerek yayılma ve bir dayanıklılık rekabetine dönüşme ihtimali savaşın ikinci haftasında en çok üzerinde durulan analizlerden oldu. Fayn, gerçek uzmanları ve onların tartışmalarını takip etti, okurları için derledi.

Dünyayı değiştirecek bir “derdin” var mı?

Bir dert sahibi olmak değil belki ama hayatta derdine düştüğünüz bir şeyin olması sizi diri tutar, yaşama tutundurur. Kimi iklim krizinin her geçen gün daha görünür olmasından endişelenir. Tek başına koca bir dünyayı sırtlanamasa da derdi, onu daha yaşanabilir kılmaktır. Neresinden düzeltse kârdır. Kiminin derdi, eşitsizlikleri gidermektir. Bazen kadın, bazen engelli, bazen de her ikisi birden olduğu için bir şeylere erişemeyenlere bir basamak olmaktır. 

İşte tam bu noktada, devreye Borusan Holding giriyor. Borusan Sürdürülebilir Fayda Programı’nda şimdi dördüncü dönem başvuruları zamanı. Son başvuru 24 Mart. Peki senin dünyayı değiştirecek o derdin ne? Projenin detayları ve başvuru için bu linki ziyaret edebilirsiniz.


İktidar yine babadan oğula

İran İslam Devrimi’nin üzerinden 47 yıl geçti. Ana fikir saltanatı yıkmaktı. Ama sonuçta yeni rejimde de iktidar babadan oğula geçti. Ali Hamaney’in ölümünden sonra yerine oğlu Mücteba geldi. Peki bu ne anlama geliyor, bazı rejimler illa babadan oğula mı geçiyor ve Mücteba Hamaney nasıl biri?

İran’ın yeni dini liderî Mücteba Hamaney kim?
1979’da hanedanı yıkmak için yapılan İslam Devrimi’nin üzerinden 47 yıl geçti. Şimdi ülkenin başında yine bir liderin oğlu var. Ali Hamaney’in ölümünden sonra yerine oğlu Mücteba geçti. Peki bu Devrim Muhafızları’nın gücü ele geçireceği anlamına mı geliyor yoksa Hamaneylerin kökünün kazınacağı mı?

10 yıllık dava küt diye bitti

Halkbank davasında ABD ile Türkiye anlaştı. Tam olarak hangi konularda anlaştıklarıysa henüz netlik kazanmadı. İyi güzel de 10 yıl boyunca “dev ceza” beklentisiyle Türkiye’nin üzerinde salınan dava ne oldu da böyle küt diye bitti? Sonuç nasıl okunmalı? Bu süreçten hangi dersler çıkarılmalı? Selva Tor, Fayn için yazdı.

Halkbank davasının ardındaki jeopolitik gerçek
On yıl boyunca “dev ceza” beklentisiyle anlatılan Halkbank davası neden beklenen gibi sonuçlanmadı? Bu sonuç diplomatik pazarlıkların ürünü mü, yoksa başından beri siyasi bir dosyanın çözülen hikâyesi mi? Sonuç nasıl okunmalı? Bu süreçten hangi dersler çıkarılmalı?

O dediğiniz filmde öyle olur da…

Bugünlerde Çatlı’nın adı, hayatını anlatan bir sinema filmiyle gündemde. Diğer yandan yaşı tutanlar filminde anlatılmayacak gerçek Çatlı’yı gayet güzel hatırlıyor. Kan donduran cinayetler, uyuşturucu kaçakçılığı, azmettiricilik… Finalde de kırmızı bültenle aranırken üzerinde kokaini, yanında milletin vekili ve emniyetin müdürü ile Susurluk... Unutanlar ya da bilmeyenler için Çatlı’nın Vedat İnceefe tarafından canlandırılmayan halini yazdık.