ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, son aylarda Ortadoğu’da istikrar, yatırım güvenliği ve yönetilebilirlik üzerine yaptığı açıklamalarla yeniden gündemde. Aralık başında gerçekleşen Doha Forumu’nda, Orta Doğu’da en iyi işleyen yönetim modelinin “hayırsever monarşi” olduğunu söyledi.

Peki Barrack’ın bu sözleriyle, Amerikalı film yapım ve dağıtım ortaklığı şirketi Paramount’un el değiştirmesinin ve “karanlık aydınlanma” fikrinin nasıl bir ilgisi var?

Barrack’ın dili, bir süredir Washington’dan yükselen teknokrat sesle akraba. Bu teknokrat ses, şiddeti ve savaşı tarihsel ve politik bir sonuç olarak değil, bir yönetilebilirlik sorunu olarak görüyor. Yani savaşı adalet, özgürlük ve eşitlik taleplerinin bir sonucu olarak değil; etkili ve merkezileşmiş bir yönetim eksikliğinden kaynaklanan bir problem olarak değerlendiriyor. 

Söylemin kendisine yeni diyemeyiz. Ne var ki bu söylem, başka bir potansiyel güç kaymasıyla birlikte okunduğunda daha karanlık ve görece yeni bir tabloya işaret ediyor.