Rusya ile Ukrayna arasında 24 Şubat 2022’den beri süren savaşın sona ermesi için zaman zaman barış umutları doğuyor. Ama silahların susmasını bekleyenlerin hayalleri çok kısa bir sürede yıkılıyor. 2025’in son ayında ABD, savaşan taraflara baskısını artırır gibi oldu ama Trump’ın Grönland talepleri dikkatleri bir kez daha Rusya ve Ukrayna’dan uzaklaştırdı. Son günlerde yine ABD Başkanı Trump’ın Ukrayna için bir Barış Konseyi planı olduğu yazılıyor ama sahada çatışmalar devam ediyor.
Durum böyleyken Avrupa’da bir korku sürekli dile getiriliyor. “Rusya, en geç 2029’da Avrupa’ya saldıracak” söylemi bazı siyasilerin bir numaralı gündemi. NATO Genel Sekreteri Mark Rutte de böyle düşünenlerden. Rutte, Rusya’nın önümüzdeki beş yıl içinde bir ittifak ülkesine saldırabileceğini söyledi ve şöyle devam etti:
“Rusya toplumlarımıza yönelik gizli kampanyasını zaten tırmandırıyor. Büyükbabalarımızın veya büyükannelerimizin yaşadığına benzer bir savaşa hazırlıklı olmalıyız.”
Yani Rutte hem büyük bir savaş ihtimalinin yüksek olduğunu söylüyor, hem de bunun II. Dünya Savaşı gibi kanlı olabileceğini vurguluyor. NATO Genel Sekreteri, bu konuşmayı 11 Aralık’ta Almanya’nın başkenti Berlin’de katıldığı bir toplantıda yaptı. Almanya da bu aralar Avrupa’nın en büyük konvansiyonel ordusunu kurma peşinde.
Rutte’den iki gün sonra 13 Aralık’ta Almanya Şansölyesi Friedrich Merz’in konuşması geldi. Merz, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Avrupa’daki sınırları kökten değiştirmek istediğini savundu. Adolf Hitler’den örnek verdi, Münih Anlaşması’na atıf yaptı, “Putin de durmayacak” dedi.
“2014’te (Rusya, Kırım’ı ilhak ettiğinde) bunun farkına varmalıydık; Ukrayna düşerse Putin asla durmayacak. 1938 yılında Südet bölgesi (Hitler’e) yetmemişti. Aynı şekilde Putin de durmayacak.”

Ah Südet vah Südet
II. Dünya Savaşı’ndan beri bitmeyen bir söylem bu: Hitler’i Münih’te durdurmalıydık. Çok sayıda analizde, kitapta, hatta filmlerde karşımıza çıkar bu hayıflanma. Peki nedir bu Münih, ne olmuştu orada?
