Atlantik İttifakı’ndaki çatırdama seslerinin yoğunlaştığı bir dönemde, Münih Güvenlik Konferansı 62’nci kez toplandı.

2025’teki konferansta, o gün çiçeği burnunda olan ABD Başkan Yarımcısı JD Vance’in Avrupa’ya yönelik sert sözleri damga vurmuştu.

O sözler aradan geçen sürede ABD ile Avrupa’nın yaşadığı krizlerin işaret fişeğiydi.

Konferansa bu yıl ABD adına Dışişleri Bakanı Marco Rubio katıldı. Mesajlarını, Vance kadar sert olmasa da Trump dönemine yakışan bir şekilde yine Avrupa’ya karşı aynı üstenci bir bakışla verdi.

Rubio, ABD Başkanı Donald Trump’ın geleneksel ittifakları dağıtmak istemediğini söyledi, ABD ve Avrupa'nın derin bağlarla birbirine bağlı olduğu belirtti: 

"İşte bu yüzden biz Amerikalılar bazen doğrudan ve acil davranabiliyoruz. Bu nedenle Trump da Avrupa'daki dostlarımızdan ciddiyet ve karşılık bekliyor. Bunun nedeni değerli dostlarım sizi çok önemsiyor olmamız. Zaman zaman yaşanan anlaşmazlıklar, sadece ekonomik ve askeri değil, manevi ve kültürel olarak da bağlı olduğumuz Avrupa'ya derin kaygımızdan kaynaklanıyor. Avrupa'nın güçlü olmasını istiyoruz. Avrupa'nın hayatta kalması gerektiğine inanıyoruz." 

Münih Güvenlik Konferansı’nda gözler ABD Dışişleri Bakanı Rubio’nun vereceği mesajlardaydı.

Rubio, Avrupa’nın kitlesel göçü kontrol altına almasının şart olduğunu ve sömürge geçmişi nedeniyle utanmayı bırakması gerektiğini savundu. Avrupa’yı, ABD ile uyumlu bir dünyayı beraber kurmaya davet etti. Bir nevi “yeni sömürge düzeninde birlikte olma” mesajı verdi: 

"Mükemmel bir dünyada tüm sorunlar ve daha fazlası diplomatlar ve sert ifadeli kararlar sayesinde çözülür. Ancak mükemmel bir dünyada yaşamıyoruz. Vatandaşlarımızı açıkça tehdit eden ve küresel istikrarımızı tehlikeye atanların, kendilerinin de rutin olarak ihlal ettikleri uluslararası hukukun soyut kavramlarının arkasına saklanmasına izin vermeye devam edemeyiz. Başkan Trump ve ABD'nin izlediği yol budur. Avrupa'daki sizlerden de bize katılmanızı istediğimiz yol budur. Daha önce birlikte yürüdüğümüz ve tekrar birlikte yürümeyi umduğumuz yol budur. Biz Amerikalılar için evimiz Batı Yarım Küre'de olabilir ancak her zaman Avrupa'nın bir çocuğu olacağız."