> ## Content Index
> Fetch the complete content index at: https://www.fayn.press/llms.txt
> Use this file to discover other available public pages before exploring further.

# Ne siyah ne de beyaz
- URL: https://www.fayn.press/ne-siyah-ne-de-beyaz/
- Published: 2026-08-20T19:20:54.000Z
- Updated: 2026-08-20T19:20:54.000Z
- Description: Avrupa Atletizm Şampiyonası’nın ilk kez uğradığı İngiltere’de yedi günlük heyecan fırtınası dindi. Türkiye en kalabalık takımıyla gittiği şampiyonadan bir kürsüyle döndü. Bu bir felaket mi, yoksa olması gereken miydi? Şampiyonayı Eurosport’ta yorumlayan Şevket Furkan Erbay’dan bir Türkiye analizi...
- Author: Şevket Furkan Erbay
- Tags: spor

Son dört sezondur üzerine koyarak ilerleyen “Herkülyen” İsmail Nezir’in 400 metre engellide bileğinin hakkıyla kazandığı bronz madalya, geniş Türkiye kafilesinin Birmingham macerasındaki yegâne hasat oldu. 

*“Tarihin en kalabalık kadrosuyla şampiyonaya gidiyoruz”* nidasıyla başlayan Ada seyahatinde, tek madalyayla döndüğümüz bir serüvendi. Böylece Ay-Yıldızlıların Süreyya Ayhan ile 2002’de başlayan madalyalı saadet zinciri üst üste 10 şampiyonaya çıktı.

Nereden baktığınıza bağlı olarak, on Avrupa Şampiyonası’ndan en az bir madalyayla dönmeyi bir istikrar metriği olarak sunabilirsiniz. Ancak bu veri, yarışan atletlerin yıl içindeki grafiğiyle Birmingham’daki performanslarını aynı çizelgeye koyduğunuzda ortaya çıkan kronik tabloyu değiştiren bir durum değil. 

İyi anlaşılması için şu benzetmemi mazur görün: Bu durum, play-off’tan çıkıp âlây-ı vâlâ ile Birleşik Devletler yolunu tutan ve Dünya Kupası sahnesinde perişan olan futbolcuların serüvenini akla getiriyor. Bereket ki Nezir’in madalyası ve birkaç genç atletin finali, facia bir tabloyu önledi ama ortada pek kutlanası bir başarı da yok. Şimdi fotoğrafa biraz daha derinlikli bakalım.

Avrupa Atletizm Şampiyonası, tarihinde ilk kez İngiltere’de düzenlendi. Ada’nın atletizm kenti Birmingham’daki organizasyon ilk günlerde seyirci eksikliği yüzünden eleştiri alırken, performanslar ekran başındaki izleyiciyi tatmin etti. Merakla beklenen kadınlar 800 metrede, İsviçreli Audrey Werro’nun koştuğu tarihi şampiyona rekoru, bayrak yarışlarındaki çekişme, İtalya ile Büyük Britanya arasında son yarışa kadar uzayan ve Akdenizlilerin kazandığı madalya tablosu liderlik savaşı, çok keyifli geçen mesafe yarışları, çekiçte Bence Halasz, ciritte de Julian Weber’den gelen şampiyona rekorları en başa yazılması gereken notlar arasındaydı. Önümüzdeki olimpiyatın programındaki yeni branşlar, yarı maraton ve maraton yürüyüşte kırılan dünya rekorları ise Birmingham 2026’nın kreması oldu. 

## 50 atletli Türk takımı ne yaptı?

Bu ahval ve şerait içindeki şampiyonada Türkiye 50 kişiyle sahne aldı (1500’e yakın atletin bulunduğu organizasyonda kıyas için mini bilgi: Yunanistan 60, Norveç 56, İrlanda 47, İsveç 33 sporcuya sahipti). Gerçi bunun 11 kişilik bölümü, yeni oluşturulan branşlar sebebiyle kolayca kota alınan yürüyüşteydi ama yine de rakam bazında Ay-Yıldızlıların tarihinde gidilen en kalabalık Avrupa Atletizm Şampiyonası’nı geride bıraktık.

Son yıllarda daha sık tartışılmaya başlayan “zirve performans” sorunu, Birmingham’da apaçık bir şekilde ortaya çıktı. Türkiye’de antrenörlerin sezonun en önemli yarışmasını hedeflemekten ziyade baraj geçmeye odaklanması ve periyotlama üzerine kafa yormaması, atletlerin kalibresi ile ortaya koydukları derece arasında ciddi farklar oluşturdu.

Türkiye 400 metre rekortmeni Kubilay Ençü’yü ele alalım. İsmail Nezir ile aynı grupta çalışan Ençü, 2026 Türkiye atletizm sezonuna damga vurdu ancak Birmingham’da hiçbir iz bırakamadı. İzmirli atlet, bu sezon Türkiye rekorunu 45.27’ye indirdiği 400 metre branşının seçmesinde en zayıf yarışlarından birini koştu. Oysa tüm bir sezon bu an için çalışan Kubilay’ın 45 saniyenin sonunu bulması, onu rahatlıkla yarı finale yazdıracaktı. Milli atlet daha baştan hiç içine giremediği yarışta 46.13 ile serisinde altıncı olup elendi. 

Kadınlar 200 metrede 23.09’luk Türkiye rekorunu geçen ay kıran, 25 yıllık büyükler rekorunu az bir rüzgâr farkıyla ıskalayan Sıla Koloğlu ise 23.65 ile beklentilerin çok uzağında kaldı ve tur atlayamadan Birmingham’a veda etti. Yıl içinde 60 metreyi dokuz kez aşan diskçi Ömer Şahin’in 62.77’lik dereceyle geldiği şampiyonada 57.74’lük atışla 21’inci sırada kalması, çekiçte deneyimli Özkan Baltacı ve Halil Yılmazer’in bu yılki derecelerinden beşer metre aşağıda atarak son sıralarda yer alması, Ersu Şaşma’nın seçmede sıfır çekmesi, 800 metrede 1:45.14 gibi bir derece koşan Ömer Faruk Bozdağ’ın şampiyona yarışında 1:48.41’e düşmesi de diğer performans farklılıklarına örnek olarak gösterilebilir. 

Türkiye’nin 50 atleti içinde bu yıl kendilerini şampiyonaya getiren derecelerin yakınına veya üzerine gelebilen sadece 12 kişi olması, Türkiye Atletizm Federasyonu teknik ekibinin *peakperformance* (zirve performans) sorununa ciddi bir şekilde eğilmesini gerektiriyor.

## Umut veren gençler

Şampiyonanın Türkiye için umut veren notlarına gelince, listenin başına yeni kuşağın genç atletlerini koymak gerekiyor. 

Bir süredir bayrağı Yasmani Copello’dan devraldıkları 400 metre engellide çok iyi işler yapan İsmail Nezir ve Berke Akçam, Birmingham’da da başarılıydı. Nezir, 48.16’lık en iyisini yaptığı yarı finalin ardından harika bir final koşarak üçüncü olurken, sakatlıktan yeni kurtulan Akçam da yarı finale kaldı ve iki sırayla finalden oldu. 

Üç adımcı Can Özüpek, üçüncü Avrupa finalinde kişisel en iyi derecesini neredeyse tekrar ederek (16.73) kıtanın en büyük organizasyonunda ilk beşe adını yazdırdı. Ciritte bu yıl 61 metreyi aşan Esra Türkmen, kritik anlardaki özgüveniyle dikkat çekerken, finalde Avrupa altıncılığına yükseldi. 

Diskin büyük yeteneği Özlem Becerek, nihayet şanssızlığını kırıp finalde yarıştı ve üzerindeki ölü toprağını silkeledi. Yarı maraton yürüyüşte ise en kariyerli iki isimden Salih Korkmaz Avrupa beşincisi, Meryem Bekmez ise Avrupa 14’üncüsü oldu.

## Tuğba Danışmaz’ın azmi 

Tüm bu isimlerin yanında son Avrupa ikincisi üç adım atlamacı Tuğba Danışmaz için ayrı bir paragraf açmak lazım gelir. 

Şampiyonanın tanıtımında görseli kullanılan Ay-Yıldız formalı tek isim olan Danışmaz, bir türlü tamamen bitmeyen müzmin sakatlığı ve sezon içinde oturtamadığı yarışma ritmine karşın, büyük sahnede nasıl yarışılması gerektiğinin dersini verdi. 

Tuğba, sezonun derece sıralamasında 15’inci sırada gittiği Birmingham’da seviyesini yükseltip finalde ilk beş arasına adını yazdırarak herkese örnek oldu. Danışmaz seçmede 14.23, finalde de iki faulün ardından sıfır çekme baskısı altındayken 15 santim geriden basarak atladığı 14.33 ile bir atletin zihinsel gücünün nasıl bir fark yarattığını gösterdi. Yılın en iyi performansını finale denk getiren Tuğba madalya alamamış olabilir, ama nasıl yarışılmasına dair harika bir örneğe imza atarak ödevini fazlasıyla yapmış oldu.

🏃‍♀️

​​Fayn’ın özgün haber dosyaları, araştırmaları ve görüş yazılarını okurlar mümkün kılıyor. Bizler işimizi severek ve layıkıyla yapmaya çalışıyoruz. Ancak sizler ücretli aboneliğe gönüllü olursanız sürdürebiliriz. Çünkü bağımsız yayıncılık bunu gerektirir. İkna olduysanız detaylar için sizi [****şuraya**](https://www.fayn.press/abonelik/) alalım.