> ## Content Index
> Fetch the complete content index at: https://www.fayn.press/llms.txt
> Use this file to discover other available public pages before exploring further.

# Karadeniz’de ‘ekokırım’: Kimin umrunda?
- URL: https://www.fayn.press/karadenizde-ekokirim-kimin-umrunda/
- Published: 2024-03-13T09:50:27.000Z
- Updated: 2026-10-05T07:42:17.000Z
- Description: Fayn'ın da dahil olduğu altı Karadeniz ülkesinden gazetecilerin hazırladığı ortak araştırma dosyası, Bükreş Sözleşmesi’ne taraf olan hükümetlerin Rusya-Ukrayna savaşının yol açtığı çevresel tahribatı izlemek ve önlem almak konusundaki süregiden isteksizliklerini ortaya koydu.
- Author: Şükrü Oktay Kılıç
- Tags: dosya, çevre, çatışma, karadeniz

Rusya’nın 24 Şubat 2022’de Ukrayna’ya yönelik birçok cepheden hava, kara ve deniz saldırıları ile başlayan savaş, üçüncü yılına girdi. 

On binlerce insanın hayatını kaybettiği, milyonlarca kişinin evlerini terk etmek zorunda kalarak mülteci statüsü kazandığı savaşın dünyadaki jeopolitik güç dengelerini ya da küresel ekonomiyi nasıl etkilediğiyle ilgili onlarca haber ve analize denk gelmiş olmalısınız.

Ama bu, savaşın zaten epey savunmasız ve hassas Karadeniz’de yol açtığı çevresel tahribatla ilgili karşılaştığınız, muhtemelen ilk kapsamlı haber.

Nereden mi biliyorum? Bu haberi yapmak isteyen her gazetecinin kapısını çalacağı Ankara Üniversitesi’nden siyaset bilimi profesörü Nesrin Algan ve İstanbul Üniversitesi’nden deniz biyolojisi profesörü Bayram Öztürk’e ulaştığımda ilk söyledikleri şu oldu:

> “Siz geçen iki yılda bu konuyla ilgili bana ulaşan ikinci gazetecisiniz.”

Algan ve Öztürk, 1980’lerden beri Karadeniz ile ilgili araştırmalar yürüten iki profesör. İkisi de Karadenizli. Yani akademisyen olarak uzmanlık alanları olmasının yanı sıra Karadeniz onların şahsi meselesi de.

> *‘‘Karadeniz iki dünya savaşı gördü. Çernobil’i yaşadı. Bu denizin ne kadar hassas olduğunu herkes biliyor. Ama maalesef Karadeniz’i korumak için yeterince güçlü bir siyasi irade oluşmuyor.’’*

Nesrin Algan’ın 1984 yılında üniversiteden yeni mezun bir bürokrat olarak işe başladığı Başbakanlık Çevre Müsteşarlığı dış ilişkiler dairesinde üzerinde çalıştığı ilk dosya, Karadeniz ile ilgiliydi.

Karadeniz’in korunmasına ilişkin bölgesel bir komisyon kurulması için altı kıyıdaş ülkenin yürüttüğü görüşmelerde Türkiye’yi temsil eden heyetin üyesiydi.

Bu görüşmeler neticesinde Türkiye, Bulgaristan, Gürcistan, Romanya, Rusya ve Ukrayna 1992 yılında Bükreş Sözleşmesi’ni imzaladı. 

Sözleşme 1994’ten beri yürürlükte ve Karadeniz Komisyonu olarak bilinen icra organının daimi sekretaryasına İstanbul ev sahipliği yapıyor. Ancak Karadeniz’de biyolojik çeşitlilik kaybını önlemek, kirlilik ve ekosistemin bozulması ile mücadele etmek gibi amaçlarla kurulan komisyon, savaşın başından beri suskun.

> *“Etrafında milyonlarca insanın yaşadığı bu kadar hassas bir denizde savaş çıkıyor ve kimsenin sesi çıkmıyor. Akademisyenler bile konuşmuyor. Bu çok üzüntü verici.”*

Bayram Öztürk ise Şubat 2022’den beri savaşın Karadeniz üzerindeki ekolojik etkilerine dikkat çekmek ve yetkilileri harekete geçirmek için en çok çaba harcayan kurum olan Türk Deniz Araştırmaları Vakfı’nın kurucusu ve yönetim kurulu başkanı.

Kariyerlerinin mühim bir kısmını Karadeniz üzerine çalışmalar yaparak geçiren iki profesörün dile getirdikleri hayâl kırıklıkları, nedensiz değil.

![](https://storage.ghost.io/c/9a/00/9a00467e-b8cd-4760-bde0-7d1981219bc4/content/images/2024/03/bayram-o-ztu-rk-fayn-2.jpg)

![](https://storage.ghost.io/c/9a/00/9a00467e-b8cd-4760-bde0-7d1981219bc4/content/images/2024/03/nesin-algan-fayn-2.jpg)

Profesör Nesrin Algan ve Bayram Öztürk, Rusya-Ukrayna savaşının başlangıcından bu yana Karadeniz'deki çevresel tahribata dikkat çekmek için çalışan iki akademisyen. 

Altı Karadeniz ülkesinden gazetecilerin hazırladığı ortak [araştırma dosyası](https://www.fayn.press/the-black-sea-in-peril-the-echoes-of-war-ripple-beyond-borders/), Bükreş Sözleşmesi’ne taraf olan hükümetlerin Rusya-Ukrayna savaşının yol açtığı çevresel tahribatı izlemek ve önlem almak konusundaki süregiden isteksizliklerini ortaya koydu.   
  
Araştırmanın Türkiye ayağını, [**Fayn**](https://fayn.press/?ref=fayn.press) yürüttü.

## Karadeniz’de çevresel bozulmanın kısa tarihi

Karadeniz, neredeyse kapalı bir deniz.

Suları İstanbul Boğazı, Marmara Denizi, Çanakkale Boğazı, Ege, Cebelitarık ve Kızılırmak döngüsüyle, neredeyse bin yılda bir değişiyor. Bu süre, Akdeniz’de 80 ile 100 yıl arasında.

Karadeniz, 2 milyon kilometrekare gibi muazzam bir büyüklükte ve yaklaşık 165 milyon nüfuslu 17 ülkeyi kapsayan bir havzaya sahip. Bu ülkelerdeki ekonomik ve toplumsal faaliyetler, Karadeniz’i doğrudan etkiliyor.

Karadeniz’i özel kılan bir diğer özelliği, 120 metrenin altında anoksik yapı yüzünden oksijen olmaması. Bu derinliğin altı, zehirli bir madde olan hidrojen sülfürle kaplı. Bu yüzden canlılar en fazla 80 metre derinlikte yaşayabiliyor.

Profesör Nesrin Algan, 40 yıl önce meslek hayatına başladığı günden bu yana akademi çevrelerinde “Karadeniz ölmekte olan bir deniz mi?” tartışmalarının sürdüğünü anlatıyor ve ekliyor: 

> “1970’ler ve 1980’lerde Karadeniz'e ulaşan organik kirletici yükünün yüzde 80’ini tek başına Tuna Nehri taşıyordu. Türkiye uzun yıllar ‘Tuna kirletiyor’ argümanına sığındı. Tuna’nın kirletici etkisi son yıllarda yüzde 30’a kadar düştü. Ama Dinyeper, Dinyester, Kızılırmak, Yeşilırmak ve Çoruh’u kimse söylemiyor.”

Algan’a göre Karadeniz’deki çevresel bozulmaya yol açan etkenlerin başlıcaları deniz taşımacılığı, sanayi, tarım, kentleşme ve turizm, balıkçılık, petrol, ağır metaller, fenoller, pestisitler, evsel atık sular ve katı atıklar, nehir deşarjları ve tatlı su girdisini azaltan hidroelektrik santralleri. 

Ayrıca Karadeniz kıyılarında yapılan dolgular da deniz ekosistemini yok ederek ciddi bir çevresel tahribata yol açıyor.

Tüm bunlar deniz kirliliğine, o da besin tuzları miktarındaki artış anlamına gelen ötrofikasyona yol açıyor. Toksik kimyasalların neden olduğu zararlar da eklenince, Karadeniz’de ekolojik yıkım kaçınılmaz oluyor.

## Balıkçılıkta büyük çöküş 

Çevresel bozulma, Karadeniz’in biyoçeşitliliğini de tahrip ediyor. 

Karadeniz’de yaklaşık 200 balık türü, 500’den fazla yumuşakça türü ile kırmızı, kahverengi algler ve çiçekli deniz bitkileri yaşıyor. 1980’lerde Karadeniz’de ticari değeri olan 26 balık türü varken, bugün bu sayı altıya düşmüş durumda. 

Uskumru, kılıç, orkinos gibi balık türlerine rastlamak artık imkansız; mersin ve kalkanlar ise ölüm kalım savaşı veriyor.

Ayrıca savaşın başladığı Şubat 2022’den beri Karadeniz’de eşi benzeri görülmemiş sayıda yunus ölümü gözlendi. Profesör Bayram Öztürk’e göre binlerce yunusun ölmesinin nedenlerinden biri, savaşta denizaltıların tespit edilmesi için kullanılan ve hayvanlarda akustik travmaya neden olan düşük frekanslı sonar sistemler. Öztürk’ün verdiği bilgiye göre balıkçılık, ötrofikasyon, kirlilik, aşırı, yanlış avlanma ve iklim krizi gibi etkiler yüzünden zaten çöküşteydi. Son yıllarda bu etkilere, istilacı türlerin işgali ile savaş da eklendi. 

Savaşın başlamasının ardından zincirlerinden koptuğu söylenen ve Mart 2022’de Türkiye’nin Karadeniz kıyılarına da gelen yüzen mayınlar yüzünden balıkçılığa ara verildiğini hatırlatıp soruyor: 

> *“Onların kavgalarından neden Türk balıkçıları zarar görsün? Bu insanlar ne yiyip içecek? Zararlarını kim karşılayacak? Şile’deki, Zonguldak’taki, İğneada’daki balıkçının suçu ne?*

![](https://storage.ghost.io/c/9a/00/9a00467e-b8cd-4760-bde0-7d1981219bc4/content/images/2024/03/fayn_igneada_port1-1.webp)

![](https://storage.ghost.io/c/9a/00/9a00467e-b8cd-4760-bde0-7d1981219bc4/content/images/2024/03/fayn_fishermen_1-1.webp)

![](https://storage.ghost.io/c/9a/00/9a00467e-b8cd-4760-bde0-7d1981219bc4/content/images/2024/03/fayn_igneada_fishermen_s_coop-2.webp)

Kırklareli’ye bağlı İğneada'da balıkçılar Şubat 2022'den beri mayın tedirginliği yaşıyor \[Fotoğraflar: Şükrü Oktay Kılıç\]

## ‘Savaşın kurbanı biz olduk’

Türkiye’de tutulan balığın yaklaşık yüzde 70’i Karadeniz’den [geliyor.](https://eurofish.dk/member-countries/turkiye/?ref=fayn.press) Türkiye Karadeniz’de, diğer beş ülkenin tuttuğunun iki katından fazla balık avlıyor.

Bulgaristan’dan İstanbul’a kadar uzanan Istranca (Yıldız) Dağları’nın Karadeniz kıyısındaki Kırklareli’ye bağlı İğneada ve Kıyıköy, sakinlerinin çoğunun nesillerdir balıkçılıkla geçindiği iki sahil kasabası.

Savaş başladıktan bir ay sonra İğneada açıklarında yüzen mayınlarından birini görüp Sahil Güvenlik’e haber verenler de onlar oldu.

Mayın kimseye zarar vermeden etkisiz hale getirilse de, balıkçıların ikinci bir duyuruya kadar avlanmaları yasaklandı. Yasak, bir buçuk ay sürdü.

İğneadalı 60 balıkçının üye olduğu Limanköy Su Ürünleri Kooperatifi’nin eski başkanı İbrahim Metin, yasağın sezonun en verimli dönemine denk geldiğini ve bu süreçte maddi olarak ciddi zorluk yaşadıklarını söylüyor. 

Balıkçıların mayın tedirginliği, yasak kalktıktan sonra da sürdü.Nitekim birkaç ay sonra, Kasım 2022’de, İğneada açıklarında avlanan bir balıkçı teknesi mayına [çarptı](https://www.hurriyet.com.tr/gundem/son-dakika-balikci-teknesi-igneada-aciklarinda-mayina-carpti-42168141?ref=fayn.press). 

Patlamada ölen ya da yaralanan olmadı, ancak ön kısmında delik açılan tekne su aldı ve diğer teknelerin yardımıyla limana çekilebildi. Patlama sırasında teknede olan 13 kişilik mürettebattan Selami Sağlık, “En büyük şansımız patlama sırasında yatakhanede kimsenin olmamasıydı. Eğer yatmaya giden olsaydı şu an hayatta olmazdı” diyecekti.

Mayına çarpan teknenin İğneada’daki yerel balıkçı teknelerinden çok daha büyük olduğunu belirten Metin, benzer bir kazadan sağ kurtulma şanslarının olmadığını söyledi.

Kooperatifin şu anki başkanı Enver Şanlı ise tam da bu yüzden, karanlıkta denizde olmamak için avlanmaya sabah iki saat geç çıkıp akşam iki saat erken döndüklerini anlatıyor.

## ‘Hepimizin bankalara kredi borcu var’

İğneada’ya bir buçuk saat uzaklıktaki Kıyıköy’de de durum farklı değil.

Ekonomik kriz yüzünden artan maliyetlerin üzerine, kendi tabiriyle bir de “mayın davası” eklenince tüm balıkçıların kredi çekmek zorunda kaldığını söyleyen kooperatif başkanı Şaban Turan, herhangi bir kurum ya da yetkiliden yardım görmek şöyle dursun, hâl hatır bile sorulmamasından şikayetçi:

> “Biz burada nesillerdir balıkçıkla geçiniriz. İstanbul bizim balığımızı yer. Ama görünen o ki balıkçılık bizimle birlikte bitecek. Gençler artık şehirlere sanayiye gidiyor. Kalanların hepsi bankalara borçlu. Mazot parasını mı çıkaracağız, kredileri mi ödeyeceğiz, eve ekmek mi götüreceğiz? Bunların düşünmekten hepimiz hasta olduk. Sağlık problemi olmayan yok. Durumumuz iyi değil.”

![](https://storage.ghost.io/c/9a/00/9a00467e-b8cd-4760-bde0-7d1981219bc4/content/images/2024/03/fayn_kiyikoy_fisherman-1.webp)

Kıyıköy'de balıkçılar, savaş yüzünden yaşadığı sıkıntılarla ilgili hiçbir kurum ya da yetkilinin kendilerini aramadıklarını bile söylüyor \[Fotoğraf: Şükrü Oktay Kılıç\]

## ‘Bu büyük bir kepazeliktir’

Savaşta kullanılan füzeler, düşürülen hava araçları, patlatılan barajlar ve nükleer tesisler, kimi batırılan askeri gemi trafiği, denizaltılar ve tüm bunlardan suya karışan kimyasallar, radyasyon… 

Peki Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşın Karadeniz’e çevresel etkileri izleniyor ve gerekli önlemler alınıyor mu? Bu sorunun yanıtı, koca bir hayır.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın geçen iki yıl boyunca savaşın çevresel etkilerine ilişkin yaptığı tek bir açıklama yok. Bilgi edinme hakkı kapsamında ilettiğimiz sorulara ise yanıt gelmedi.

Hükümet kanadından yapılan açıklamalar, yayımlanan yıllık ve orta vadeli planlarda Rusya-Ukrayna Savaşı, sadece jeopolitik ve ekonomik çerçevelerde ele alınıyor.

Oysa Öztürk, sorulması gereken onlarca soru olduğunu söylüyor: 

> “Gemiler vuruluyor. Bunlarda yakıt var. Bu yakıt yayılırsa Karadeniz sahillerine vuracak. Bizim bununla ilgili bir planlamamız, hazırlığımız var mı? Füzeler kullanıyorsunuz. Bu füzelerdeki kimyasallar deniz suyuna geçiyor. Oradan balıklara geçiyor. Bu balıkları biz yiyoruz. Acaba bunlar deniz suyunda ne kadar kalacak ve bizi kaç yıl daha etkileyecek? Aslında bu soruların yanıtlarını arayacak bir kurum var. O da altı kıyı ülkesinin de üyesi olduğu Karadeniz Komisyonu. Bunların bir şey söylemesi lazım. Bakın hiçbir şey göremeyeceksiniz. Bu büyük bir rezalet, büyük bir kepazeliktir.”

Öztürk gibi Algan da 1980’li yıllarda protokollerinin hazırlanmasında görev aldığı komisyonun savaş boyunca işlevsiz kaldığına ve kıyı ülkelerinin imzacısı oldukları Bükreş Sözleşmesi’ne uymadıklarına işaret ediyor.

### Ukrayna: Rusya sözleşmeden atılsın

Karadeniz Komisyonu’nun İstanbul’daki sekretaryasında sadece üç kişi çalışıyor. Fayn’ın örgütün iç işleyişine hakim olan kaynaklardan edindiği bilgilere göre, komisyonun işlevsiz hale getiren süreç, 2022’den önce başladı.

Rusya’nın Kırım’ı ilhak ettiği 2014 yılından beri komisyonda, üye ülkeler arasında görüş birliği sağlanamıyor. 

Bütçesi ve aktiviteleri önemli ölçüde kısıtlanan komisyonun işlevi, imzacı ülkelerin temsilcileri ile gerçekleştirilen rutin toplantıları organize etmeye indirgenmiş durumda. 

Karadeniz’deki kirliliğe ilişkin 2018 yılından beri kabul edilen bölgesel bir rapor yok. 

Ukrayna, Rusya’nın 6 Haziran 2023’te Kahovka Hidroelektrik Santrali’ni patlatmasının ardından komisyonu olağanüstü toplantıya çağırdı. 

Toplantıda patlamanın yol açtığı çevresel tahribatla ilgili kapsamlı bir sunum yapan Ukrayna’nın çevre koruma ve doğal kaynaklardan sorumlu bakan yardımcısı, üye ülkelerden ekokırım yapmakla suçladığı Rusya’nın sözleşmeden çıkarılarak komisyondan atılmasını talep etti.

Ancak böylesi bir kararın alınabilmesi için tüm üye ülkelerin oy birliği gerekiyor ve toplantıya temsilci göndermeyen Rusya da sözleşmeye taraf.

![](https://storage.ghost.io/c/9a/00/9a00467e-b8cd-4760-bde0-7d1981219bc4/content/images/2024/03/fayn_karadeniz_merge-1.webp)

Ukrayna tarafı, patlama yüzünden Dinyeper Nehri'nin 150 ton endüstriyel yağla kirlendiğini ve 300 tonluk daha sızıntı riski olduğunu duyurmuştu

## Çevresel tahribatı önlemek öncelik değil

Uzmanlara göre hükümetlerin tek tek ya da bölgesel olarak Karadeniz’i korumak için harekete geçmiyor olmalarının temel nedeni, kıyı ülkelerinin tamamının farklı gündemlere sahip olmaları ve çevresel tahribatın hiçbirinin önceliği olmaması.

“Rusların zaten umrunda değil. Ukraynalılar ise can derdinde” diyen Bayram Öztürk, savaşın deniz çevresine mevcut ve gelecekteki olumsuz etkilerini incelemek için bölgesel bir izleme programının oluşturulmasının şart olduğunu düşünüyor. Ancak bu konuda şu ana kadar herhangi bir adım atılmadığını söylüyor.

Öztürk, savaşan taraflara şu çağrıyı yapıyor: 

> “Azak Denizi, Tuna Deltası, Odesa Körfezi’ndeki sulak alanlar kuşların göç yolları üzerinde. Her gün bombaların, silahların patladığı bu alanlarda türlerinin tehdit altına girmesi kaçınılmaz. Biz Rusya ve Ukrayna’ya diyoruz bu kuşların göç dönemlerinde üç aylık ateşkes yapın. ‘Millet birbirini vururken kuşları mı düşüneceğiz’ diyebilirsiniz. Beni romantik bulabilirsiniz.’ Ancak ben bilim insanıyım. Bu savaş bitecek ve siz bu kuşlarla yaşamaya devam edeceksiniz. Suda balık tutacaksınız. Çocuklarınızı denize sokacaksınız. Harp ederken bir saniye de ekosistemi düşünün, bizi düşünün.”

Nesrin Algan ise Karadeniz’in korunması için girişilen çabalarda Türkiye’nin öncü olduğuna, ancak 2000’li yıllardan itibaren bir gevşeme, hatta ilgisizlik yaşandığına işaret ediyor.

Algan’a göre Bükreş Sözleşmesi’ne taraf olan tüm ülkeler sorumlu ve çevre konularını bir barış yapma aracı olarak kullanmak mümkün. Ancak Karadeniz ülkeleri arasındaki ilişkileri uzunca bir süredir işbirliği değil rekabet şekillendiriyor.

Çevre bu rekabette kolayca gözden çıkarılan ilk kurban.

*Bu haber, altı Karadeniz ülkesinden bağımsız gazetecilerin yürüttüğü ortak bir araştırmacı gazetecilik projesi kapsamında üretilmiştir. Proje Gürcistan Üniversitesi’ndeki* [*Araştırmacı Medya Laboratuvarı*](https://medialab.ug.edu.ge/?ref=fayn.press) *tarafından geliştirip yönetilmiş,* [*JournalismFund Europe*](https://journalismfund.eu/war-ripple-beyond-borders?ref=fayn.press) *tarafından finansal olarak desteklenmiştir.*

[Ecological Emergency: The Silent Suffering of the Black SeaThis story sheds light on Turkey and the experts’ calls for authorities to take necessary actions to protect the Black Sea, which unfortunately go unheeded.![](https://storage.ghost.io/c/9a/00/9a00467e-b8cd-4760-bde0-7d1981219bc4/content/images/size/w256h256/2024/02/fayn-logo_amblem-blue.png)FaynŞükrü Oktay Kılıç![](https://storage.ghost.io/c/9a/00/9a00467e-b8cd-4760-bde0-7d1981219bc4/content/images/size/w1200/2024/03/fayn_karadeniz_thumb1.webp)](https://www.fayn.press/ecological-emergency-the-silent-suffering-of-the-black-sea/)

[The Black Sea in peril: the echoes of war ripple beyond bordersInvestigative journalists from six Black Sea countries, including Fayn from Turkey, come together to measure the impact of the war on the already fragile ecosystem of the Black Sea.![](https://storage.ghost.io/c/9a/00/9a00467e-b8cd-4760-bde0-7d1981219bc4/content/images/size/w256h256/2024/02/fayn-logo_amblem-blue.png)FaynFayn![](https://storage.ghost.io/c/9a/00/9a00467e-b8cd-4760-bde0-7d1981219bc4/content/images/size/w1200/2024/03/Kiyikoy-Port-Fayn.JPG)](https://www.fayn.press/the-black-sea-in-peril-the-echoes-of-war-ripple-beyond-borders/)