> ## Content Index
> Fetch the complete content index at: https://www.fayn.press/llms.txt
> Use this file to discover other available public pages before exploring further.

# Cumhuriyet’in kıvılcımları
- URL: https://www.fayn.press/cumhuriyetin-kivilcimlari/
- Published: 2026-10-28T17:02:06.000Z
- Updated: 2026-10-28T17:02:06.000Z
- Description: Asırlardır Avrupalı rakiplerinden geri kalmış bir ülke, 10 yıl kesintisiz süren savaşlar, savaşlarda yitip giden eğitimli bir nesil, işgaller… Cumhuriyet kurulduğunda memleket yorgundu. Ama mücadele yeni başlıyordu. İmkansızlıklara rağmen yurtdışına gönderilen öğrenciler, gelecek için bir umuttu.
- Author: Yavuz Sinangil
- Tags: hafıza, tarih, kültür sanat, gündem, Cumhuriyet'in kıvılcımları, Maarif Kongresi, Kurtuluş Savaşı'nda maarif kongresi, Mustafa Kemal Paşa eğitim, Yurtdışına öğrenci, Sadi Irmak kimdir?, İlk Türk kadın astronom, Nüzhet Gökdoğan kimdir, İhsan Ketin kimdir, yurtdışında eğitim, Atatürk'ün eğitim politikası

Takvimler 13 Eylül 1924’ü gösteriyordu. Cumhuriyet kurulalı henüz bir yıl bile olmamıştı. Erzurum’un Pasinler ilçesinde 6,8 büyüklüğünde bir deprem oldu. Atatürk, Karadeniz gezisini yarıda kesip deprem bölgesine gitti. 

Deprem büyük bir yıkıma yol açmıştı. Tarih TV*’*deki *“Payidar”* belgeselinde, Prof. Dr. İbrahim Ethem Atnur, Atatürk’ün bu ziyaretiyle ilgili bir anekdot aktarıyor. Atnur’un anlattığına göre toprakta depremin oluşturduğu yarıklar Atatürk’ün de dikkatini çekmişti. Başbakan İsmet İnönü’ye bir telgraf çekti. *“Bunu anlamlandırmak için bir jeoloji mühendisi gerekiyor,”* dedi. Ama Türkiye’de jeoloji mühendisi yoktu. Atatürk, *“Yurt dışından getirilsin,”* dedi ama bu kez de aldığı cevap *“Bütçede para yok,”* oldu. 

Cumhuriyet kurulduğunda her alanda manzara benzerdi. Nüfus yaklaşık 13 milyondu ama doktor sayısı sadece 344’tü. O zaman “kaza” olarak adlandırılan 323 ilçenin 143’ünde hiç doktor yoktu. 

1927’de yani Cumhuriyet kurulduktan dört yıl sonra yapılan ilk nüfus sayımında bile okuma yazma oranı yüzde 10’u zor buluyordu. 

Eğitim, genç Cumhuriyet’in çağı yakalayabilmek için başlattığı savaşta en önemli silahı olacaktı. Zaten eğitim konusundaki ilk çalışmalar da daha Kurtuluş Savaşı’nın en zor günlerinde başlamıştı.

![](https://storage.ghost.io/c/9a/00/9a00467e-b8cd-4760-bde0-7d1981219bc4/content/images/2026/10/Remziye-Hisar-1.png)

Türkiye’nin ilk kadın kimyacısı Remziye Hisar, aynı zamanda Fransa’daki Sorbonne Üniversitesi’nden mezun olan ilk Türk kadınıydı. Madam Curie’nin derslerine de girmişti.

## Millî Mücadele yıllarında maarif kongresi

1921’in yaz aylarında Yunan ordusu Ankara’ya doğru ilerlemeye başlamıştı. Türk ordusu, Temmuz ayındaki Eskişehir – Kütahya muharebeleri sonucunda Sakarya’nın doğusuna çekilmek zorunda kalmıştı. Sakarya Meydan Muharebesi’nin hemen öncesindeki günlerdi. 

İşte böyle bir kırılma anında, 15-21 Temmuz 1921’de Ankara’da eğitim kongresi yapıldı. 

Mustafa Kemal Paşa, açılış konuşmasında, memleketin içinde bulunduğu zor koşullara ve kıt imkânlara rağmen neden kongrenin toplandığını [açıkladı:](https://isteataturk.com/g/icerik/Maarif-Egitim-Kongresini-Acarken-Konusmasi-16-21-Temmuz-1921/1611?ref=fayn.press#google%5Fvignette) 

> *“Bugün maddî manevi güç kaynaklarımızı, millî sınırlarımız içindeki memleketlerimizde işgâlci bulunan düşmanlara karşı kullanmak zorundayız. Memleket kültürü için ayrılabilen şey, gelecekteki eğitimimize dayanak olacak bir temel kurmaya yeterli değildir. Ancak yeterli şartlar ve araçlara sahip oluncaya kadar geçecek savaş günlerinde bile dikkatlice hazırlanmış bir millî eğitim programı oluşturmaya ve var olan eğitim teşkilâtımızı bugünden daha yararlı bir faaliyetle çalıştıracak ilkeleri hazırlamaya zaman ayırmalı ve çalışmalıyız.”*

![](https://storage.ghost.io/c/9a/00/9a00467e-b8cd-4760-bde0-7d1981219bc4/content/images/2026/10/Maden-Okulu-Hat--ralar---Sand-------1.png)

Yurtdışına eğitime gönderilen öğrenciler, memlekete dönerken bavullarında biriktirdikleri anılar da vardı. (İş Sanat - “Bir Neslin Yükselişi: Erken Cumhuriyet’te Yurtdışı Eğitim Seferberliği” sergisi)

## Yurtdışına öğrenci gönderilmesi planı 

Millî Mücadele zaferle sonuçlandı, Cumhuriyet 29 Ekim 1923’te kuruldu. Savaşlardan yorgun çıkan ülkenin geleceğinin temellerinin atılma zamanıydı. Eğitimli nesiller yetiştirmek, bu yoldaki en önemli mücadeleydi. Bir eğitim seferberliği başladı.

Yurtdışına öğrenci göndermek de bu seferberlik kapsamındaki önemli adımlardan biriydi. 

Osmanlı İmparatorluğu da 18\. yüzyılın sonlarından itibaren eğitimli insan kaynağı açığını kapatmak için bu yönteme başvurmuştu. Örneğin II. Mahmud, Harbiye ve Hendesehane-i Âmire’den seçilen 150 öğrenciyi Avrupa’ya yollamıştı. 1834’te Harp Okulu’nun açılmasından sonra da yetenekli mezunlar Viyana, Paris ve Londra’daki askerî okullara gönderilmeye başladı. 

Genç devlet de yurtdışına öğrenci gönderecekti. Bu konu, daha Cumhuriyet ilan edilmeden önce 18 Ağustos 1923’teki hükümet programında da yer almıştı. 

Kaynaklar yetersizdi ama yine de fen bilimlerinden siyasal-sosyal bilimlere, güzel sanatlardan arkeolojiye kadar birçok alanda bütçeden öğrenciler için ödenek ayrılmıştı. 

## “Kıvılcımlar” yola çıkıyor

İlk adım Cumhuriyet’in birinci yıldönümünde 29 Ekim 1924’te atıldı. Millî Eğitim Bakanlığı, Avrupa’ya gönderilecek isimleri belirlemek için bir sınav düzenledi. Sınava girenler bir jüri tarafından değerlendirildi. Jürinin başkanı da Dârülfünun Emini, yani şimdiki İstanbul Üniversitesi’nin rektörü İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu’ydu. 

İlk etapta 22 kişi belirlendi. İkisi Almanya’ya, diğerleri Fransa ve Belçika’ya gönderilecekti. Darülfünun öğrencisi Mahmut Sadi de bu kişiler arasındaydı. Tam trene binecekken bir sürprizle karşılaştı: 

> *“Vakit geldiğinde Sirkeci Garı’ndayım; ama kafam çok karışık. Gitsem mi, kalsam mı? Beni orada unuturlar mı? Para yollarlar mı? Tam gitmemeye karar verdiğim, geri döndüğüm sırada bir posta dağıtıcısı ismimi çağırdı. ‘Mahmut Sadi! Mahmut Sadi! Bir telgrafın var.’ Benim, dedim. Telgrafı açtım, aynen şunlar yazıyordu: Sizleri bir kıvılcım olarak yolluyorum, alevler olarak geri dönmelisiniz. İmza – Mustafa Kemal.”* 

Mahmut Sadi, yani Türkiye’nin sonraki yıllarda tanıdığı ismiyle Sadi Irmak, 1929’da Berlin Üniversitesi’nden tıp doktoru olarak mezun olacak, 1974’te ise kısa bir süre “partiler üstü” hükümette, Türkiye’nin 17’nci başbakanı olarak görev yapacaktı.

![](https://storage.ghost.io/c/9a/00/9a00467e-b8cd-4760-bde0-7d1981219bc4/content/images/2026/10/Evrak---M--zedeki-Kozmik-I----n-Projesi-Ar--ivi.png)

Cumhuriyet’in ilk döneminde yurt dışına gönderilen öğrencilerle ilgili birçok evrak ve eşya Kibele Sanat Galerisi’nde sergileniyor.

## İlk grupta kimler vardı?

Türkiye diğer isimlerin de birçoğunu ilerleyen yıllarda yakından tanıyacaktı. İlk gruptaki isimlerin daha çok kültür sanat alanında eğitime gönderildiği anlaşılıyor:

Mahmud Cûda *(ressam),* Muhittin Sebati *(ressam-heykeltıraş)*, Refik Ekipman *(ressam)*, Ulvi Cemal Erkin *(besteci)*, Cezmi Rıfkı *(müzikolog)*, Cemil Sena Ongun *(öğretmen/yazar)*, Naci Ecer *(eğitimci/yazar)*, Vildan Aşir Savaşır *(sporcu ve Beden Terbiyesi Genel Müdürü)*, Burhan Toprak *(sanat tarihçisi / edebiyat araştırmacısı)*, Ekrem Zeki Ün *(besteci / orkestra şefi)*, Necip Fazıl Kısakürek *(şair/yazar)*, Suat Hayri Ürgüplü *(bürokrat, büyükelçi, 1965’te kısa bir süre başbakan)*, Cevad Dereli *(ressam)*, Şeref Akdik *(ressam/hattat)* Namdar Rahmi Karatay *(ressam/felsefeci).* 

Sonraki yıllarda da birçok isim devlet tarafından yurtdışına eğitime gönderildi. Farklı farklı alanlarda eğitim gördüler. Tarihçi Afet İnan, matematikçi Cahit Arf, hukukçu Hıfzı Veldet Velidedeoğlu, kimyacı Remziye Hisar, yazar Sabahattin Ali de bu isimler arasındaydı. 

## İlk Türk kadın astronom

Hepsinin birbirinden çok farklı hikayeleri var. İçlerinden biri de astronom Nüzhet Gökdoğan. 1910 doğumlu Gökdoğan, 1928’de 18 yaşındayken devlet bursu kazanarak matematik-fen eğitimi için Fransa’ya gönderildi. 

Aslında babası karşıydı. O da babasına bir mektup yazdı. Avrupa’ya eğitime gidecek öğrencilerin gelecekte Türkiye’de önemli kişiler olacağını, gitmezse bu şereften yoksun kalacağını anlattı. Babası Mehmet Zihni Bey, mektubu aldığı gün kızına telgraf çekip “gidebilirsin” dedi. 

O dönem sınavı kazanan 40 kişiyle beraber beş günlük bir yolculuktan sonra Marsilya’ya ulaştı. Clermontferrand’da ilk gittiği okulu yetersiz buldu. Önce Lyon’daki bir erkek fen lisesine, ardından başka bir liseye geçti. 60 kişilik sınıftaki tek kız öğrenciydi. 

Üniversitede matematik ve fizik okudu. Geceleri rasathanede gözlem yapıyor, gündüzleri üniversiteye gidiyordu. Başarılarından dolayı Fransa’da kalması teklif edildi ama Nüzhet Gökdoğan reddetti: 

> *“Biz Atatürk gençliğiydik. Bizim millete yapacak hizmetimiz olduğunu biliyorduk. O hizmet için gittik biz. Fransızlara şunu söyledim: ‘Ben altı senedir buradayım. Altı senedir devlet beni okutuyor ve bekliyor. Siz altı senelik saati geri çalıştırabilir misiniz?”* 

Nüzhet Gökdoğan, Türkiye’ye dönüşünde, bir yabancı profesör ile iki yardımcısının İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi’nde kurduğu Astronomi Enstitüsü’ne ilk Türk doçent olarak atandı. 

## Kuzey Anadolu Fayı’nı tespit eden jeolog: İhsan Ketin

İhsan Ketin, 1914’te Kayseri’de doğdu, liseyi de 1932’de yine Kayseri’de bitirdi. Başarılı bir öğrenciydi. Türkiye’de de İstanbul’daki Yüksek Muallim Mektebi’nden fizik-kimya öğretmenliği eğitimi için kabul almıştı. Lise Müdürü Yunus Kazım Bey, Avrupa’ya talebe göndermek için açılan sınavda onu aday gösterdi ve Ketin sınavı kazandı. 

Sınavı kazanan öğrencilerin seyahat işleriyle o sıralarda Millî Eğitim Bakanlığı’nda müfettiş olan yazar Reşat Nuri Güntekin ilgileniyordu. 

1932’nin Ekim ayında beş arkadaş İstanbul’dan trenle Berlin’e hareket ettiler. Ketin, altı yıl boyunca Berlin ve Bonn Üniversitelerinde eğitim aldı. Türkiye’ye jeolog olarak döndü. 1948’de Kuzey Anadolu Fayı’nın varlığını ilk kez ortaya koyan makalesini yazdı. 

Atatürk’ün 1924’te gönderecek jeolog bulamadığı Erzurum depremi de Kuzey Anadolu Fay sistemine bağlı Dumanlı fayında olmuştu. İşte Cumhuriyet’in eğitim seferberliği, memleketin dertlerine çare olacak gençleri yetiştiriyordu. 

## Çanakkale cephesinde doktorluktan, Paris’te fizik tedavi eğitimine

Osman Cevdet Çubuklu, 1895’te Ankara’da doğdu, 1912’de de tıbbiyeyi kazandı. Birinci Dünya Savaşı’nda arkadaşlarıyla birlikte Çanakkale cephesinde doktor yardımcısı olarak görev yaptı. 1918’de tıbbiyeden mezun olduktan sonra nöropsikiyatri eğitimine başladı. 

1926’da devlet bursuyla Paris’e giden Çubuklu, fizik tedavi eğitimi aldı. 1928’de bir Türk hekimi tarafından yazılmış ilk fizik tedavi kitabını yayınladı. 

1929’da Türkiye’ye döndükten sonra Haydarpaşa’daki Tıp Fakültesi’nde Fizikoterapi Enstitüsü’nü kurdu. 

![](https://storage.ghost.io/c/9a/00/9a00467e-b8cd-4760-bde0-7d1981219bc4/content/images/2026/10/Sedat-Alp-An---Sergisi-ve-Kamera---antas--.png)

1932’den 1940’a kadar Almanya’da eğitim alan Hititolog Sedat Alp’in o yıllardaki gözlemlerini bugünlere taşıyan fotoğraf makinesinin çantası da sergide.

## Kıvılcımların izleri sergileniyor

Cumhuriyet’in kuruluşunun 103’üncü yılını kutladığımız şu günlerde, İş Sanat’ın İstanbul Levent’teki Kibele Sanat Galerisi’nde ziyaret etmeye değer bir sergi açıldı. Serginin adı, *“Bir Neslin Yükselişi: Erken Cumhuriyet’te Yurtdışı Eğitim Seferberliği”.*

Sergi, yurtdışı eğitim programının 1924-1954 arasındaki otuz yıllık dönemine odaklanıyor. 

Anadolu’nun çeşitli kentlerinden gençlerin, ülkenin ihtiyaç duyduğu sahalarda, planlı bir şekilde nasıl yurtdışına gönderildiği, öğrenim hayatlarında maddi ve manevi olarak nasıl desteklendikleri, akademik başarılarının nasıl takip edildiği, bursiyerlere ait tarihi nesne ve belgeler üzerinden aktarılıyor. 

O günlere ait ders araçları, not dökümleri, yabancı bir ülkede öğrenim görmenin zorlukları ama buna rağmen kararlılıklarını ifade ettikleri mektuplar, fotoğraflar, dönüşte bavullarında taşıdıkları anılar… Sandıklardan çıkan aile yadigârları, Cumhuriyet’in ilk kuşağı ile bizi tekrar tanıştırıyor. 

Serginin küratörlüğünü İzzeddin Çalışlar ve Hülya Öz üstleniyor. Çalışlar, sergide sadece sonradan öne çıkan isimlere değil, görece gölgede kalmış isimlere de yer verdiklerini söyledi: 

> *“1921’de Kurtuluş Savaşı ortamında düzenlenen Maarif Kongresi’yle başlayan süreçte, 1924 ve 1929’daki yasal düzenlemeler ve dönemin öne çıkan bakanlarının uygulamalarıyla ortaya çıkan sistem, çağdaş uygarlığa erişim vaadinin bir yansıması ve ülkenin ihtiyaçlarını giderecek insan kaynaklarının yetiştirilmesini hedefliyor. Yaklaşık yirmi yıllık bir zaman diliminin bir nesli kapsıyor olmasından hareket ederek Cumhuriyet’in yetiştirdiği ilk nesle bakıyoruz ve liyakat, fırsat eşitliği ve denetim temelli bir projenin kimi çok tanınmış kimi ise görece gölgede kalmış kahramanlarını görüyoruz.”*

13 Ekim’de açılan *“Bir Neslin Yükselişi: Erken Cumhuriyet’te Yurtdışı Eğitim Seferberliği”* adlı sergi 7 Mart 2027’ye kadar ücretsiz olarak ziyaretçilere açık. 

**Editörün notu:* Kansu Şarman’ın kaleme aldığı, İş Bankası Kültür Yayınları’ndan çıkan Türk Promethe’ler – Cumhuriyet’in öğrencileri Avrupa’da adlı kitap, birçok ismin hikayesini anlatıyor. Yazının belli kısımlarında bu kitaptan da yararlandık.*

fayn'a abone olun 

Fayn'a abone olarak bağımsız yayınlarımızı destekleyebilir, her hafta yeni eklenen özel içeriklerimize sınırsız erişebilirsiniz. [***Şimdi abone ol!**](https://fayn.press/abonelik?ref=fayn.press)