> ## Content Index
> Fetch the complete content index at: https://www.fayn.press/llms.txt
> Use this file to discover other available public pages before exploring further.

# Aysu Türkoğlu: “Bir hayatımız var, onu güzel yaşamak lazım”
- URL: https://www.fayn.press/bir-hayatimiz-var-onu-guzel-yasamak-lazim/
- Published: 2026-08-25T13:29:41.000Z
- Updated: 2026-08-29T07:23:48.000Z
- Description: O, Manş Denizi’ni yüzerek geçen en genç Türk sporcu. Her sabah beşte kalkan, disiplin timsali bir Z Kuşağı. Güleryüzüyle etrafına pozitiflik saçıyor. Aysu Türkoğlu’ndan bahsediyoruz. Onun ilham veren hikayesini ve sporcu kimliğinin ötesinde nasıl bir insan olduğunu, bizzat kendinden dinliyoruz.
- Author: Fatih Önder
- Tags: portre, söyleşi, spor, aysu türkoğlu kimdir, aysu türkoğlu manş denizi, aysu türkoğlu

1886-1924 yılları arasında yaşamış ünlü dağcı George Mallory’e, başarısız deneyimlerinin ardından tekrar Everest’e tırmanmaya karar verince bu ısrarının nedenini sorarlar. O da şöyle cevaplar: *“Çünkü Everest hâlâ orada duruyor.”* Sonra da ekler: *“Bu maceradan aldığımız tek şey katıksız keyif. Hayatın amacı da bu zaten, keyif almak.”*

Bu hikâyeyi Aysu Türkoğlu’na anlatıp ne düşündüğünü sorduğumda gözleri parlayarak “İşte tam olarak bu,” dedi. Sonra o da ekledi: *“Sevdiğim işi yapabilmek. Beni ayakta tutan şey bu.”*

Aysu Türkoğlu, 2001 doğumlu genç bir milli yüzücü. 2022’de Manş Denizi’ni yüzerek geçti. 60 kilometrelik bu yolculuk, tam 16 saat 28 dakika sürdü. Böylece Manş Denizi’ni geçen en genç Türk sporcu unvanı, Türkoğlu’nun oldu. 

![](https://storage.ghost.io/c/9a/00/9a00467e-b8cd-4760-bde0-7d1981219bc4/content/images/2026/08/Aysu-Turkoglu-04_Fayn.png)

Yetmedi, bundan bir yıl sonra da Kuzey İrlanda ile İskoçya arasındaki Kuzey Boğazı’nı yüzerek geçen ilk Türk kadın ve en genç sporcu oldu. Bir sonraki yıl bu başarıyı Yeni Zelanda’da, 7 saat 21 dakikalık Cook Boğazı geçişi izledi. 

Adını yazdırdığı ilkler, cesurca attığı kulaçlarla sadece yüzücülere değil, herkese ilham olan Aysu Türkoğlu’yla, hikayesini bir de kendinden dinlemek için Kadıköy Moda’da bir araya geldik. 

## “Pozitif tarafa odaklanmak bana iyi geliyor”

Bir kafenin görece sakin bir yerinde bir masaya oturuyoruz. Hava ve zemin şartları müsait, Aysu Türkoğlu’ndan hikâyesini dinlemeye hazırım. Ve fakat “Yüzmeye nasıl ve kaç yaşında başladın?”, “Köpek balıklarından korkmuyor musun?” gibi sorular asla ilgimi çekmiyor. 

Onunla ilgili merak ettiğim ilk şey şu: Daimi güler yüzü. Hani yüzerken köpek balıklarıyla dahi karşılaşsa onları güler yüzüyle sakinleştirebilir ve birlikte yüzmeye ikna edebilir gibi geliyor bana. Bunu nasıl başarıyorsun diye soruyorum, şöyle açıklıyor: 

> *“Öyle görünüyorsam ne mutlu bana çünkü bu tamamen içimden gelen bir şey. Dünyada ve hayatlarımızda olup bitenlere baktığımızda mutsuz olacak çok fazla konunun olduğunu görüyoruz zaten. Ama ben her zaman pozitif taraftan beslenmeye çalışıyorum.”*

Elbette Aysu’nun hayatında da mutsuz olduğu, zorlandığı anlar var: kendi tabiriyle “canının çıktığı”, hatta bazen acıdan ağladığı çok zor antrenmanlar mesela. 

Ama o pes etmeyip hocasının komutlarına uymaya devam ettiğini söylüyor. “O antrenmanda çok ağlamıştım ama karşılığını da aldım” dediği anlar, çektiği tüm acıların da üstünü örtüyor. 

![](https://storage.ghost.io/c/9a/00/9a00467e-b8cd-4760-bde0-7d1981219bc4/content/images/2026/08/Aysu-Turkoglu-02_Fayn.png)

## “Yaptığım işten ben tatmin olmuşsam gerisi çok da önemli değil”

Herkesin malumu, yaygara koparmanın, gürültü çıkarmanın haklı görünmekle paralel ilerlediği bir dönemde yaşıyoruz. Fakat Aysu Türkoğlu’nda işler öyle yürümüyor. Sessiz, derinden, su sıçratmadan tarihe geçecek işler yapıyor. “Bu sessizlik, yaygarasızlık seni besliyor mu?” diye soruyorum, *“Yaptığım işten kendim tatmin olmuşsam gerisi çok da önemli değil,”* diye giriyor söze. 

Sonrasında, ancak kendinden ve yaptıklarından emin bir insanın ağzından çıkabilecek sözler geliyor: *“O paylaşmış, bu paylaşmış beni çok etkilemiyor. Ben kendimden emin miyim, evet; verdiğim emeklerin karşılığını aldım mı, evet… O zaman tamam. Bu tatmin olma duygusu bana hem sakinlik hem de dinginlik katıyor.”*

En son böyle bir tatmin duygusunu ise Ağustos ayında Japonya’nın kuzeyindeki Tsugaru Kanalını yüzdüğünde yaşamış. Hem yüzmek anlamında hem de organizasyonel olanaklar açısından oldukça zorlayıcı geçen etabı başarıyla tamamlamasının ardından bir an önce İstanbul’a dönmek için gün saydığını anlatıyor. Zira orada öyle büyük bir doygunluğa ulaşmış ki gözü ne Tokyo’yu ne alışveriş imkanlarını ne de kimin ne paylaşım yaptığını görmüş: *“En nihayetinde ben istediğim başarıyı yakaladım ve hedeflerime bir tik daha attım. Bu bana yetti, gerisine bakmadım bile.”*

## “Bilinmezlik, benim için müthiş bir haz”

Köpek balığı çıkabilir, deniz anası çarpabilir, hipotermi yaşanabilir…

Bir kez o suya atladıktan sonra geri kalanı çok büyük bir bilinmezlik. Fakat Aysu bu durumu *“Beni korkutan şey de çeken şey de bilinmezlik”* diye anlatıyor. İşin sırrını da şöyle veriyor: 

> *“Bilinmezlik benim için de çok büyük bir problem. Çünkü suya atlıyorum ve ne zaman çıkacağımı bilmiyorum. Baktığınızda bu müthiş bir korku. Ama her seferinde kendi sınırımı aştığımı görmek, o gurur duygusu en az o korku kadar baskın bende.”* 

Sonra yine en son yüzdüğü Tsugaru’dan bir örnek veriyor. 10 saat yüzdükten sonra tekneden gelen akıntı uyarısını ve o esnada aklından geçenleri şöyle anlatıyor: 

> *“O an kendime şunu söyledim: ‘Manş’taki Aysu bunu yapamazdı, evet. Ama sen onun üzerine pek çok antrenman yaptın, kendini geliştirdin. Sen burayı aşabilirsin.’ Ve üç saat boyunca o akıntıya karşı o motivasyonla yüzdüm. Sonrasında tekneden, ‘Aysu, yedin kanalı. Akıntıyı kırdın, şu an koyun içerisine girdik.’ mesajı geldi. İşte tüm bunları deneyimleyebilmek benim için harika bir şey.”*

![](https://storage.ghost.io/c/9a/00/9a00467e-b8cd-4760-bde0-7d1981219bc4/content/images/2026/08/Aysu-Turkoglu-01_Fayn.png)

## “Sudan her çıktığımda döner denize teşekkür ederim” 

Bir uzun mesafe yüzücüsünün, saatlerce aralıksız yüzebilen bir insanın denize karşı en çok beslediği hissiyatın ne olduğu benim için büyük bir merak konusu elbette. 

*“Onunla asla inatlaşmam ve ona çok saygı duyarım.”* Aysu’nun ilk söylediği cümle bu oluyor. Bu cevabı bekliyordum aslında. İşini bu kadar seven insanın, suya çok fazla saygı duymasından başka ne olabilirdi ki? Aysu bu hissin çocukluğundan beri içinde olduğunu söylüyor:

> *“Ben Bodrumluyum ve küçükken en büyük zevklerimden biri deniz kabuğu toplamaktı. Dalabildiğim yere kadar dalar ve deniz kabuğu toplardım. O zamandan bu zamana hiçbir şey değişmedi. Ne zaman bir deniz kabuğu alsam denize ‘Alıyorum ama inşallah kusura bakmıyorsundur.’ derim. Ben ona ne verirsem onun da bana onu vereceğini bilirim. O yüzden sudan her çıktığımda döner denize teşekkür ederim.”* 

## “Kendimi bir sonraki geçişle tehdit ediyorum”

Aysu Türkoğlu 2001 doğumlu, yani buram buram bir Z kuşağı. Hani şu bazılarının odaklanamamakla, yeteri kadar sabırlı olmamakla itham ettiği kuşaktan.

Bu “kuşak” meselesi için neler düşündüğünü soruyorum. Her sabah beşte kalkan ve ağzına kadar dolu bir gün yaşayan bir Z kuşağı olarak yanıt veriyor: 

> *“Ben bu kuşak ayrımını hiçbir zaman kafamda bir yere konumlandırmadım. Çünkü her insan kendine özel. Ben de tabii ki yoruluyorum, odağımın kaybolduğu zamanlar oluyor. Akşam eve gidip yemeğimi hazırlayıp yedikten sonra ‘Bu ne ya, bunu kendime neden yapıyorum?’ dediğim günler elbette oluyor. Ama vazgeçmiyorum, ertesi gün sabah beşte tekrardan kalkıp kaldığım yerden devam ediyorum.”*

Aysu’ya göre hangi kuşaktan olduğu fark etmeksizin, birinin böyle büyük bir motivasyonla yataktan kalkması, düşse de yılmaması ve çok çalışmasının tek anahtarı var: sevdiği işi yapma imkanı. Herkese kısmet olur cinsten bir imkan değil elbet, ama Aysu bu şanslı gruptan. Bu yüzden de “ama”sız bir disiplini var. İnsan ister istemez “Hiç mi yorulmuyorsun?” diye sormak istiyor:

> *“Çok yoruluyorum, gerçekten çok yoruluyorum. O anlarda kendime hep aynı şeyi söylüyorum: ‘Aysu, önündeki geçişi düşün. Çok yorulacaksın. İşte tam da bu antrenmanlar sayesinde o yorgunluğu da yeneceksin ve devam edeceksin.’ Her seferinde bu duyguya giriyorum. Bir bakıma kendimi aslında bir sonraki geçişle tehdit ediyorum.”*

## “İkinci bir mesleğim var: Motivasyon konuşmacılığı”

Aysu Türkoğlu sadece bir yüzücü değil. O aynı zamanda bir motivasyon konuşmacısı, yani bir anlatıcı. “Anlatmak” onun için ne ifade ediyor, merak ediyorum. “Fazıl Say vesilesiyle oldu.” diyor:

> *“İngiltere’den Bodrum’a indiğim gün Fazıl Say’ın Bodrum’da konseri vardı. Ailemle beraber konsere gittik. Konser esnasında beni çok güzel sözlerle sahneye davet etti. Ben sahneye çıktım -ki hayatımda daha önce hiç olmamıştı- ve kendime ilk söylediğim şey, ‘Umarım kekelemem.’ oldu. Orada gayet net ve kısa cümlelerle kendimi ve yaptıklarımı anlattım. Ondan sonra bir baktım ki topluluk önünde konuşabiliyormuşum. Diğer geçişler ve gelen başarılar derken farklı farklı yerlerdeki organizasyonlara çağırmaya başladılar. En nihayetinde de ‘keynote speaker’ oldum. Hâlihazırda motivasyon konuşmacılığını da bir meslek olarak kendime ekledim yani.”*

![](https://storage.ghost.io/c/9a/00/9a00467e-b8cd-4760-bde0-7d1981219bc4/content/images/2026/08/Aysu-Turkoglu-05_Fayn.png)

Tam da bu noktada bir konunun altını kalın kalın çiziyor: 

> *“Birçok insan anlamamakta ısrar etse de benim mesleğim yüzücülük. ‘Eee başka ne yapıyorsun?’ şeklinde sorular alıyorum ve galiba beni en çok bu soru sinirlendiriyor ve üzüyor. Bir futbolcuya ya da bir basketbolcuya böyle bir soru soruluyor mu, hayır. Bana da sorulmamalı o zaman. İşte motivasyon konuşmacılığı onlara da bir cevap oluyor aslında; hem yüzücüyüm hem de motivasyon konuşmacısıyım.”*

## “Biraz da bireysel sporlara destek verelim lütfen”

Türkiye’de amatör sporcuların “sponsor bağımlı” hareket etmek zorunda kalmaları üzücü bir gerçek. Aysu’ya “yetki sende olsa” diyerek bir kapı açıyorum. Kapıdan içeri giriyor ve aslında ne olması gerektiğini şöyle anlatıyor: 

> *“Kapılar biz amatör sporlarla ilgilenen sporculara o kadar kapalı ki… Her şeyimiz ‘başarı’ temelli. Oysa o sporcu o an başarısız olsa bile ilerisi için deneyim kazanmış oluyor. Bir sonrakinde de başarısız olacak belki. Ama bu, üçüncüde de başarısız olacağı anlamına gelmez. İlk iki deneyimin tecrübesiyle üçüncüde başaracak belki. Bunu hiç düşünmüyoruz.”*

Bundan sonrasını kendinden örnek vererek aktarıyor. Aysu, bahsettiği o kapalı kapıları kendisi de bizzat deneyimlemiş. Sponsorluk için dosya verdiğinde ilk gelen sorunun, “Sen oradan oraya yüzebilir misin?” olduğunu söylüyor. Bu kapıları açan ve fark edilmesini sağlayan şey ise, Manş Denizi’ni geçmesi olmuş:

> *“Manş’ın ardından Kuzey Kanalı’nı da geçince beni fark ettiler. ‘Bu kız birer birer hepsini tekte yüzüyor’ durumu oluşunca bana yönelme oldu. Seven Oceans parkurlarının altısını tamamladım ve altıda altı yaptım. Bunları ilk geçişte başarılı bir şekilde yapma oranı %45 civarında. Ama yapamayabilirdim de… Okyanustaydım sonuçta, her şey olabilirdi. O yüzden biraz olsun inanmalarını isterdim.”*

Aysu sözlerini *“Biraz da bireysel sporlara destek verelim lütfen,”* diyerek tamamlıyor. Çünkü ona göre, takım sporlarına verilen desteğin çeyreği amatör sporculara verilseydi, şu anda nice başarılar söz konusu olurdu.

## “Bir sporcudan önce bir insanım”

Aysu Türkoğlu, iyi bir sosyal medya kullanıcısı. Sosyal medyada, özellikle Instagram’da hayatının farklı anlarından paylaşımlar yapıyor. Günlük rutinlerini, zorlu antremanlarını ya da mutlu olduğu anları paylaşmanın ona nasıl geldiğini sorunca şöyle yanıtlıyor: 

> *“Instagram ve dahi sosyal medya platformlarında anlatmak istediğim şu: ‘Evet, ben bir sporcuyum ama öncesinde bir insanım.’ Bir geçiş sonrası çıkıp bir yerlere gidemeyeceksek ve eğlenemeyeceksek ne anladım ben o işten? Hawaii’ye gidip yüzüp geri dönmek mi yoksa geçişten sonra biraz daha takılıp sörf yapmak mı mesela… Zaten bence insanlar da böyle filtresiz bir yapım olduğu için bana yakınlık hissediyorlar.”*

“Peki sen neleri takip edersin?” diyerek araya giriyorum. Çok renkli bir cevap geliyor: *“Ben iyi bir YouTube ve TikTok kullanıcısıyım aslında. YouTube’da Ayhan Sicimoğlu’nu çok izlerim. Çok eski bir videosu olsa da açarım. Avrupa Yakası benim için bir resetlenme noktasıdır, çok izlerim. Yeni yerler, yeni mekanlar tanıtan videolara bayılırım. Ve bir de futbol yorum programları. Maç biter bitmez HTalks’u hemen açarım mesela.”* 

Yüzerken bir playlisti olduğunu pek çok yerde söylediğini biliyorum. Ben de bu playlistin demirbaş üç parçasını öğrenmek istiyorum. Bir fazlasıyla şöyle yanıtlıyor: 

> *“Birinci sırada her zaman Empire Of The Sun’dan We Are The People şarkısı var. Fazıl Say’dan Nocturne de her listemde vardır. Ve her geçiş listemin olmazsa olmazı bir Galatasaray marşı. Sampiyonlar Ligi giriş müziğini de listeye ekleyebiliriz.”*

Yine bir Aysu Türkoğlu takipçisiyseniz “gezmek” denilen mefhumun da hakkını verdiğini rahatlıkla görebiliyorsunuz:

> *“Ben gezmeyi çok seven biriyim. En sevdiğim de şudur: Mesela doğum günümde Berlin’e gittim, arkadaşlarım da yanıma gelecekti. Sabah kalktım ve dedim ki antrenman yapayım. Oranın bir yerlisiymiş gibi bir havuza gittim, antrenmanımı yaptım, çıktım bir kafede kahvemi içtim ve otele dönüp arkadaşlarımı bekledim. Orada yaşayan biri gibi hissetmek duygusu bana iyi geliyor.”* 

![](https://storage.ghost.io/c/9a/00/9a00467e-b8cd-4760-bde0-7d1981219bc4/content/images/2026/08/Aysu-Turkoglu-03_Fayn-1.png)

## “Zihnim ve bedenim izin verdiği sürece yüzerim”

Aysu için, “Uzun mesafe yüzücülüğünün Everest’i” olarak tanımlanan Oceans Seven serisinin altı geçişi geride kaldı. Sırada Cebelitarık Boğazı var. 

> *“Cebelitarık’ı da 2027’nin nisan-mayıs-haziran sekansında yüzerim diye düşünüyorum. Zira hava koşulları en iyi o dönemde oluyor. Bu, Oceans Seven’ın son parkuru. Ama dünyada denizler, okyanuslar bol. Zihnim ve bedenim izin verdiği sürece yüzerim.”* 

Sohbetimizin sonunda en çok merak ettiğim soruyu soruyorum: “‘Aysu çok iyi bir sporcudur’dan önce senin için söylenmesini istediğin cümle nedir?” 

> *“Aysu, hayatı çok güzel yaşayan bir insan, demelerini isterim. Spor, benim hayatımda en çok yer kaplayan unsur ama bir tane hayatımız var ve onu güzel yaşayamadıktan sonra geri kalan her şey anlamını yitiriyor.”* 

🦉

Fayn’ın özgün haber dosyaları, araştırmaları ve görüş yazılarını okurlar mümkün kılıyor. Bizler işimizi severek ve layıkıyla yapmaya çalışıyoruz. Ancak sizler ücretli aboneliğe gönüllü olursanız sürdürebiliriz. Çünkü bağımsız yayıncılık bunu gerektirir. İkna olduysanız detaylar için sizi [****şuraya**](https://www.fayn.press/abonelik/) alalım.